AVNİ UÇARA ÖZGÜRLÜK

AVNİ UÇARA ÖZGÜRLÜK
Kategori:
Oluşturuldu:
Çarşamba, 23 Aralık 2009
COM_COMMUNITY_GROUPS_ADMINS:
arkadaşlar, dostlar, AVNİ UÇAR'A ÖZGÜRLÜK adıyla oluşturulan duyarlılık çağrımıza katacağınız ses için teşekkür ederizsesimize katılacak seslerle daha güçlü olacağız.sesimize katılacak seslerle beraber inanıyoruz ki çığlığımız alanlarda da yankısını bulacaktır.bu sebeble gelin sesimizi tüm arkadaşlarımıza ulaştıralım ve onları grubumuza çağıralım.unutmayalım burda ki insanların 5 dakikasını ayırarak listelerini davet etmesi sesimize güçlü bir ivme kazandıracaktır.gerekli hassasiyeti göstererek çığlığımızı tüm arkadaş listelerinizle paylaşacağınıza inanıyor,çalışmalarınızda başarılar diliyoruz. saygıyla...
Perşembe, 04 Şubat 2010 murat tarafından

Hozat Tunceli Dersim 01 Şubat, 11:56 Yanıtla
Müebbet hapis cezasına çarptırılan ve mesane kanseri olduğu için şimdiye kadar 2 kez ameliyat olan, ancak 3-6 ayda bir ameliyat olması gereken Taylan Çintay, yaşadığı durumdan çok bu duruma karşı yaşanan sessizliğe isyan ediyor. Taylan Çintay'ın mektubu:

'Öldüren ve çürüten sessizliğe'

'Aldığım siyasi ahlak gereği sağlığım hakkında kimselere minnet etmem. Çocuk yaşta insanların bile ölümü ağır başlılıkla karşıladığı bir siyasi geleneğin mirasçıları olmaya çalışıyorsak, onurumuzu korumalıyız. Ancak bu konu hakkında duygu ve düşüncelerim merak edildiği için bu kısa mektubu yazıyorum. Malum cezaevlerinde ölümü bekleyen insanların haberini okuyoruz. Bedenleri hastalıklardan dolayı eriyen, ömürleri aylarla ölçülen insanlar bunlar. Kalabalık bir seyirci topluluğu önünde 'sistem' dediğimiz katil, onları karanlık kuyulara itiyor. Kimileri son nefeslerini tutsak haldeyken verdi. Kimleri son nefeslerine yaklaşıyor...

Ama nasıl oluyorsa kanı, eti, kemiği tükenen bu insanlar kimselerin uykusunu kaçırtmıyor. Kimseler neredeyse naklen seyrettiği ölümlerin sorumluluğunu üstlenmiyor. Belki de bu ölümler artık katili kadar seyircisine de haz verir hale geldi. O seyirciler ki; ölümün soğuk nefesinin uzağında 'sağlıklı' ve 'dışarıda' lar. İçeridekiler kadar şanssız, içerdekiler kadar yalnız değiller.

Öyle mi gerçekten?

Aslında yanılıyorlar. Bu tutsak-hasta insanların kimselerin acımasına ve merhametine ihtiyacı yok. Onlar şerefleriyle yaşamayı bildikleri gibi, şerefleriyle ölmeyi de bilirler. Sorun arkada kalanların ne olduğu ya da olacağıdır. Sözde çok değer verdikleri insanlar, ölümün eşiğinden tek tek geçerken bu suskun seyirciler çürüyerek yaşayacak, yaşarken çürüyeceklerdir. Ağızlarına aldıkları her kıymetli söz, dokundukları her sevgi nesnesi, karanlık vicdanlarına çarpıp çürümüş bir geleceğe dönüşecektir. Çünkü bu ölümlerin seyircileri katillerin ortaklarıdırlar, en az katiller kadar suçludurlar.

Sen; kalabalıklaşan sessizlik: Bırak içerdeki insan ölsün. Emin ol, o ışıltılı an geldiğinde son nefeslerini anılarıyla birlikte sevdiklerine emanet edip çekip gideceklerdir.

Ya sen!

Ayakta, dışarıda ve yaşıyorken; birileriyle konuşuyor ya da önündeki yemeği kaşıklıyorken, hiç mi ağzında 'ölü eti' hissetmeyeceksin?'