Tolga Saygı

'Türkçe ikinci dil olacak!'
BDP'li Yıldız'dan Türkiye'yi ayağa kaldıracak açıklamalar
'Türkçe ikinci dil olacak!' Kürt Dili Eğitim Hareketi’nin Kürtçe eğitim için başlattığı imza kampanyasında toplanan 4 bin imza, Batman Milli Eğitim Müdürlüğü evrak servisine teslim edildi. Milli Eğitim Müdürlüğü çıkışında konuşan BDP Grup Başkan Vekili ve Batman Milletvekili Bengi Yıldız, Kürt sorununun çözümü konusunda formül hazırladıklarını anlattı. Yıldız, şöyle dedi:
“Hareketimiz, mücadelemiz, Kürt sorunu çözme noktasında önerdiği formülasyon şudur. Demokratik Türkiye, özerk Kürdistan ve Türkiye’nin bütün alanlarının birçok özerk bölgeye ayrılarak, merkezi yönetimin yetkilerinin önemli ölçüde yerele aktarıldığı, yerelin söz ve karara hakim olduğu bir yönetim biçimi. Bu sistem içerisinde Kürtler Kürdistan’da, Özerk Kürdistan’da dillerini birinci dil olarak kullanacaklar. Birinci resmi dilleri Kürtçe olacak, ikinci dilleri de Türkçe olacak. Yani hem Türkçe hem Kürtçe öğrenecekler. Bunun bu şekilde kabul görmesi lazım. Tabii Türkiye genelinde resmi dili Türkçe kullanacak ama bize göre Türkiye’nin tüm bölgelerinde ikinci dil olarak Kürtçe’nin öğretilmesi lazım. Bu sistem Kürt coğrafyasını sömürge bölgesi yapmaktan vazgeçmeleri gerekir. Valisi, kaymakamı Kürtçe bilmiyor, Emniyet’i Kürtçe bilmiyor, öğretmeni Kürtçe bilmiyor ve ‘Sizi yöneteceğiz’ diyorlar. Bu halkın dilini anlamayanlar, bu halkın sorununu da anlayamaz. Dolayısıyla anadil gibi meşru bir talebin, artık ötelenecek, ertelenecek bir durumu yoktur.”
Tam olarak Önündeydiler, bazen altındaydılar namluların helikopterlerin
sonra bir çocuk çıkıp bağırdı "Helikopter"
ferec'iydi bir karanlık gecenin artık sunshine vaktiydi ama orası kutupu gibiydi günü gecesi yıl gibiydi
işte o yıl birşey oldu koca bir gezegen yörüngesinden çekti çelik parmaklıkların düzeni devrildi
bir ince ses, yırttı demir parmaklıkları
"sana cennetin yolları bana kurşunlar" diyen kadare razı gelenler birden cennete yükseldiler
neler oluyordu?,bir elitin kölesi sanki özgürlüğüne kavuşuyordu, çok basit olmamışmıydı bu?
yani sadece konuşmaya başlamışlardı ama neyi? neydi bu kadar sihirli olan konuşma
anadillerini konuşmalarımıydı? evet öyle olmalıydı yoksa 85yıl boyunca neden yasaklanacaktı ki?
30 yıl dilekolay 30yıl koskaca yasalar,devasa mermiler ve toplar niçin önüne set çekicekti bu kadar tehlikeli olmasa
bir dilin? bir kaç cümlenin
basitti problemin çözümlemesi isanları susturmak istememlerinin yahut dillerini değiştirmelerinin
çünkü ; "insan konuştuğu dilde düşünürdü" ama insanın evrimi bitmişmiydi burda? dememkki başka dilleri konuşup kafasında kendi dilini düşünmeye devam eden bu halk gerçekten zekiydi, öyle olmalıydı zaten medeniyeti onlar kurmuştu, topraklarında 3000 yıllık asit kömür pilleri nasıl bulunucaktı yoksa?
insanlar düşündüler,barış istediler ama yol savaştan geçiyordu yıllarca savaştılar
duvarları önce çatlattılar sonra yasak duvarlarını sesleriyle yıktılar
bu ne kudretli bir sesti? koca koca duvarları yıktu geçti?
o öyle bir sestiki adı Ahmet'ti, bazen Yusuf'du sonra Şiwan'da olabilirdi Yılmaz'da Selda'da Bazen Bambaşka olabilirdi onlardan korkanların telaffuz edemiycekleri zorlukta bazende sadece anlamı kuvvetli Ferec'lerdi bu sesin sahipleri
oysaki onlar küresel bir oyundan beri korkuyor gibi görünüyorlardı karşılarındaki "birleşmiş düşmanlar"'dan
peki öylemiydi? pek zannetmiyorum onlarki orda tarihten evvel vardılar zaten her zulmle zaten her zorluk savaşmıştılar
bir soğuk yel esmişti ki ölüm bile üşümüş insanlar dillerini unutmuştu(babil meseli) onlar unutmamışlardı
onlar bilmedikleri onların olmayan evrenselde olmayan yapay bir kültürle 80 yıl geri bırakıldılar
ama içlerinde hep büyüttüler kendilerini, ve şimdi sokakları dinleyin sokaklarda yürüyün dillerini duyacaksınız
bağıracaklar "Helikopter" Diye hepbirlikte şimdi televizyonu açıcaksınız ve hayatınızda dinlediğiniz bütün şarkıların yalan olduğunu bu şarkıların gerçek olduğunu göreceksiniz evet tarih gerçek ,gerçek bir kılıç
o kılıç o kadar keskinki "demiri kesen emir"i keser o kılıç
ve o halk kültür devrimini yaptı, dillerini konuştular,evrensel dili konuştular, medyaları ellerine aldılar insanlık o güne kadar böylesine bir kültür görmemiş gözlerini kırpmadan izliyordu tekrar tekrar dinliyordu
ve yeni çağ kapandı,ve bilgisayar çağı yahut uzay çağı dediğimiz kapandı , yeni bir çağda iletişim çağında herşeyi değiştirdiler , bütün yozlaşmaya tokat gibi kültürle vurdular globalleşmeye hizaya getirecek bir tokat atıp kendine getirdiler
onlar en büyük devrimciler onların silahları sazlar kaleleri sahne askerleri herkes
onlar uğrunda ölünücek komutanlar,ama yaşamayı emrediyorlar
Özgürce Yaşamanız,Özgürce Düşünmeniz,Özgürce İfade Etmeniz Dileğiyle
Helikopter - FEREC
http://www.facebook.com/video/video.php?v=448421602242&ref=mf
Türkiyede demokrasi algısı tutturmuş gidiyor 90 yıldır aynı tas aynı hamam
peki ama madem demokrasi özgürlük ise o zaman neden halk hep radikal partileri seçti?
seçim gayet demokratik değilmiydi?
yada 1950lere kadar taş gibi ayakda duran tek parti iktidarında çok partili meşrutiyet meclisinden daha demokratik olan şey neydide
Cumhurityet Devrimi insanları özgürleştirebildi?
Cumhuriyet devrimi insanları özgürleştirmedi sadece şimdi çok kullanılan şu eksen kayması tanımına uygun olarak kaldırılabilir
yeni yasaklar koyup eski kısıtlamaları kaldırdığını ilan etti
resmi yerlere dini kıyafetle giymek acilen yadırganarak 3 günde kıyafet devrimi yapıldı
tarih dersi türk tarih kurumunda öyle bir hale getirildiki mecusisinden rumuna kadar bile yahudisine kadar bile adı türk oldu
bunları başka bir ülke vatandaşına söyler isek bunları tutuculuk barbar radikalizmi olarak değerlendirir
bize göre ise özgürleştik
özgürleştik ama nazım hikmet görüşlerinden dolayı memleketini terk etti
hatta özgürleşmemizin üzerinden 75 yıl geçmişti tazeydi her yıl sayar olmuştuk
Ahmet Kaya , Şiwan Perver , Orhan Pamul yurtdışlarına sürüldüler
bu memleketin daha 2006da bir hrant dink utancı vardır ki katili çıkıp 301. maddeye dayanarak indirim istemiştir!
hani özgürleşmiştik?
insan hakları bildirgesine uymayan bir ülke olduğumuz açık, ayrıca vatandaşının hayatını korumadığıda ülkemizin
ama özgür bir ülke olduğumuzu söylemek imkansız
hatta demokratik bir ülke olduğumuzu söylebiliriz
pes etmiş tüm yorgun demokratlara rağmen demokratik bir ülkeyiz
sen ben biz siz ne kadar demokratsak
dindar olan halkın yada kürtçü olan halkında o kadar demokrat olduğu gerçeği
Elitci sözde demokratların yüzüne zaten tokat gibi çarpmalıdır
çünkü demokrasi çoğunluğun kalemdir
south parkda bir bölünde ırkçılığıyla meşhur cartman havuzda meksikalılar ve zencileri sayar :)
der ki olamaz burda azınlıklar yüzde 60 biz ise yüz 40 ız bu bir işgal der :) bunun üzerine stan (ki aslında kylin söylemesini beklerdim o yahudi)
diyor ki ;" seni aptal eğer onlar yüzde 60sa burda azınlık biziz"
yani türkiyede demokraside yok azınlık demokrasisi var kendileri izmirde muğlada antalyada istanbulda yalovada çanakkalede oturan
yatlarında viski yudumlayan etrodan gömlek giyenlerin yerleşmiş bir demokrasisi var bu gün okudum bir yerde 1961de birisi söylemiş kapalı kalsın üstü,"devletin yönetimini ele geçirmek için seçimi kazanmak zorunda değil yürütmedeki yerleri kazanmak zorundayız" demiş
şimdi demokrasinin çoğunluğun kararı olduğunu düşünürsek demokrasi hiç bir bireysel özgürlüğü tanımamaktadır
aynı şekilde azınlığın demokrasisi ise çoğunluk bile olsa sınıf ayrımında devlette var olamayanları ezmiş varolmalarının önünede taş koymuştur (ÖSS KPSS gibi sınavların sadece türkçe olmasını kürtçenin 2. anadil olmamasını nufusun en az 3/1inin konuştuğu dili devletin yok saymasını biri bana lütfen açıklasın teşekkürler)
yani demokrasi özgürlük değildir,insanlar neden amerikada seçimlerde demokrat partilerle cumhuriyetçi partilerin atıştığını türkiye gözüyle anlayamıyor
durum basit, cumhuriyet vesayeti insanlara istediğini verdi, demorkasi vesayetiyse koltuğunu seven 3-5 amcaya dünyayı yönetme lüksü verdi sonuç itibariyle
franklin öldü,washington öldü, roma yıkıldı, yunanistan monarşiden anca yırttı,barbarların meclisi denebilecek en anti demokratik seçilmiş meclis olan yeşiller iran'ı kurdu
kısacası Demokraside Öldü Cumhuriyette
özgürlük mü? oda ne?
normal insanlar için özgürlük bitmiştir arkadaş özgürlük asilerin anarşistlerin kendi içinde yaşadığı tamamen bireysel haklardan olduğu gibi bireyselleşmiş bir olgudur
ne demokrasi ne vesayet ne de devlet, özgürlük bireyseldir hiç birinden beklemeyin :) iyi bayramlar
yaklaşık
- Cep telefonu satışları 100milyon adet civarında
bunların 100milyondan 99 milyon 900bin adedi yabancı üretimdir
bu yabancı üretim telefonların her biri için dışarıya 50 amerigan dalırsı versek
4milyar 999 milyon 500 bin $ yapar
ama hepimiz sizin elinizdeki telefonların en az 600 $a yurda girdiğini çok şükür biliyoruz :D(sonuç x30)
yani sadece beş para etmez mobil teknolojiye GEREĞİ YOKKEN kişi başına 2ye yakın kullanan nufusa oranla 2den fazla telefon düşerken(büyük patlama 3gden sonra oldu yani yakın tarihde)
peki neden?
benim hala 2003 modeli Nokia 6600 telefonum var(OHA 2003'de nokia 6600 dediğinizi duyar gibiyim fiyatı boru gibiydi 1milyar civarı) ama sonuçta o telefonu alalı 7 sene olmuşmu? 2550 günlük bir telefon yani günlüğü 1 kuruşun 40da birine gelmiş
şimdi iş görmez ki o diyenleri duyar gibiyim :) telefonum Web'e ve Msn messenger'a girebiliyor kof arkadaşlarım :) 3gsi yok ama mms mp3 var video işleme var düşük çözünürlüklü demeyin ek programlarla gayet iyi
sanırım sorun cahillik
milyon tane türk arkadaşımın Iphone'u var(türkiyede de değil sırf :D amerikada avrupada hatta suzandada var :D ) türkler kolayı seviyor Iphone kolay bir makine pahalıda olsa herşey hazır geliyor nihayetinde birşey bilmeye gerek yok :\
ben şahsen Iphone almam alanada gülerim hala :) Iphone aldığınız zaman hiç bir programı Frimare ile kırmadan yükleyemezsiniz,her zaman app store'a bağımlı olursunuz ki türkiye için büyük bir sorun
Flash içeriğe ulaşmaksa aylarınızı alacak bir hayaldir :D
aynı şekilde turcellin türkiyeye soktuğu 3milyon civarı net ve note book içnide bu geçerlidir....
vestel türkiye gibi bir ülkede laptop üretmek için kendini parçalıyor, fiyat performans çizgisinde tek rakibide lenovo
ama türkcell ne yapıyor? milyonlarca netbooku sadece marka reklamı olarak indirimli alıp burda insanlara kampanyalı veriyor sermayesini kuvvetlendirmek için
bu makineler ucuz ve güçsüz makineler değil (özellike HP olanlar)
ama kullanışsız makineler
üstünde 4 işlem yollu 1.8 ghz amd var ati 4350 ekran kartı var ama tuşlarına basmak için klavye takmak gerekli :D faresiz kullanmak deveye hendek atlakmak gibi ekranın kalitesizliğiyle ilgili azımı bile açmiyim
ama hepsinin ortak özelliğin bu çöplerin, türkiyeye satıldılar hemde iyi fiyata burası gerçekten teknoloji çöplüğü
Blue Eart isimli sınırsız batarya dahil kendi kendi kendine yaşıyan güzelim telefondan ülkemize sadece bir iki onbin düzeyinde ithal edildi, çoğuna türkcell el koydu fiyatı makul ve kendisi kullanışlı bir samsungdur
oysa curby samsungun en kullanışsız modeliydi(standart olan) ve milyonlarca normal curby türkiyeye sokuldu oysaki curby pro ile blue earthin tek farkı klavye(sistemleride bayağa kaliteli bulelerin doğrusu)
bizim insanımız eşek oldukça semer vuran çok olur
işsizlikte çok olur
her 10 telefon birisinin 1 yıl işsiz kalması demek bunu unutmayın!
sizin avrupai lüksleriniz tatmin olcak diye biz bir gerileme dönemine daha giriyoruz ey millet uyan!
Bu arada ülkemize Katma Değer Kazandıran Google'ı yasaklayan bakanlığı hala anlamaya çalışıyorum, HARAÇ alamadıkları için rahatsız olmaları çok ayıp eğer yahudi ayrımcılığı devam ederse yahudi olan google size nah vergi öder nah şube açar dünya ülkeleri google gelsede kalkınsa diye uğraşırken biz kovmaya çalışıyoruz allah akıl fikir versin
‘Kürt Sorununa İslami Çözüm Forumu'nda karar: ‘Andımız'ın kaldırılması, ‘Ne Mutlu Türk'üm diyene' yazıları silinsin.
Güncelleme:27 Temmuz 2010 01:46
Özgür Düşünce ve Eğitim Hakları Derneği (Özgür Der) Diyarbakır Şubesi tarafından cumartesi günü başlayan ve 2 gün süren ‘Kürt Sorununa İslami Çözüm Forumu' sonuç bildirgesinde 8 maddelik tespit yapılırken, 14 maddelik öneriler yer aldı. Tespitler bölümünde, terör örgütü PKK'nın, Kürt sorununun bir parçası olmakla birlikte doğurduğu bir sonuç olduğu savunulurken, öneri bölümünde ilköğretim okullarında okutulan, ‘Andımız'ın kaldırılması, bazı yerlerdeki ‘Ne Mutlu Türk'üm diyene' yazılarının silinmesi istendi.
İran, Irak, Suriye ve Türkiye'nin çeşitli kentlerinden İslami düşünceye sahip gazeteci, yazar ve kanaat önderlerinin katıldığı forum dün sona erdi. Forum sonunda hazırlanan sonuç bildirgesinde, Kürt sorununun çıkış ve çözümlenememesinin nedenleri 8 maddelik tespitle yer aldı. Bunlar arasında, terör örgütü PKK, Kürt sorununun bir parçası olarak nitelendirilirken gerçekte Kürt sorununun doğurduğu bir sonuç olduğu öne sürüldü. Tespitte, “Kürt sorununun çözümü noktasında muhatap bütün kesimleriyle Kürt halkıdır” denildi.
8 maddelik tespit
Diyarbakır'da düzenlenen ‘Kürt Sorununa İslami Çözüm Forumu'nun sonuç bildirgesinde yera alan 8 maddelik tespitler şöyle sıralandı:
1- Kürt Sorunu, Kemalist kadrolar tarafından tepeden inmeci, jakoben bir anlayışla dayatılan, inkar ve uluslaştırma politikalarının bir sonucudur.
2- Milliyetçi-Militarist bir paradigma üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günden bu yana, homojen laik bir ulus toplum hedefiyle, farklı gördüğü ve dönüştüremediği tüm unsurlara yönelik asimilasyon ve imha amaçlı şiddet politikalarına başvurmuştur.
3- Devletin Kürt sorununa güvenlik merkezli yaklaşması, sorunu; sosyo-ekonomik geri kalmışlık, bölücülük, eğitim eksikliği gibi dar perspektifle değerlendirmesi, sorunun en temelde bir kimlik sorunu olduğu gerçeğinin üstünü örtmek için başvurulan söylemlerdir.
4- Kürt sorunu bağlamında yürütülen inkar ve imha amaçlı tüm faaliyetlerin, akıtılan kanların, yaşanan göçlerin, faili meçhullerin ve dayatılan her türlü acının birincil sorumlusu devlettir.
5- PKK, Kürt sorununun bir parçası olmakla birlikte, esasında Kürt sorununun doğurduğu bir sonuçtur. PKK, şiddetin çözümü noktasında muhataptır; Kürt sorununun çözümü noktasında muhatap bütün kesimleriyle Kürt halkıdır.
6- Hükümetin çözüm çabası olarak deklare ettiği, ‘açılım’ süreci olumluluklar arz etmesiyle birlikte; AK Parti zihniyetinin resmi ideolojiyi aşamaması ve sistemi sorgulayamaması gibi handikaplar nedeniyle oldukça cılız ve zaaflı kalmıştır. Yükselen milliyetçi söylem karşısında oy kaybetme, tabanını yitirme gibi endişelerle, güvenlik merkezli söyleme geri dönülmüştür.
7- Son dönemde yoğunlaşan çatışmalar ve derinleşen şiddet sarmalı, sorunu salt güvenlik zafiyeti olarak gören ve akan kandan nemalanan milliyetçi-militarist odakların söylemini güçlendirmektedir. Çatışmaların tırmandırılması, sorunun çözümüne yönelik geliştirilen sivil çabaları ve özgürlükçü yaklaşımları boğmaktadır.
8- Birinci Dünya Savaşı sırasında tüm Ortadoğu emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş, savaş sonrasında bu bölge sömürgeci devletler eliyle yeniden dizayn edilmiştir. Emperyalist güçler çekildiklerinde, geriye işbirlikçi iktidarlar ve ulus devletler bırakmışlardı. Bölgedeki Kürt sorunu, sınırları sömürgeci güçler tarafından tayin edilen İran, Türkiye, Suriye ve Irak devletlerinin, Kürt halkını yok saymaları ve inkar etmeleri üzerine şekillendirdikleri politikaların bir sonucudur.”
‘Çözüm önerileri'
Özgür Der'in düzenlediği forumun sonuç bildirgesinde Müslümanlar olarak ümmet bilincinin reddedilmesi ve laik sistemin dayatıldığı iddia edilirken, “Bizler Müslümanlar olarak Kürt sorununa yol açan zihinlerin, adaletsizliklerin öncelikle İslami kimlik, İslami hukuk ve ümmet bilincinin reddedilmesinin, tehdit ve düşman ilan edilip, dışlanması sonucunda Türk ulus kimliğinin ve laik sistemin dayatılması olduğuna ve mevcut laik Kemalist sistemle topyekun hesaplaşmadan, hiçbir sorunun kalıcı manada çözülebilmesinin mümkün olmadığına inanıyoruz. Mevcut sistem içinde dahi görece daha özgürlükçü bir vasatın tesis edilebilmesi ve Kürt halkına yönelik zulmü azaltmak üzere aşağıdaki önerilerde bulunuyoruz” denildi. Forum sonunda
Kürt sorunun çözümü konusundaki öneriler şöyle sıralandı:
1- TSK, yürüttüğü operasyonları durdurmalıdır. PKK, eylemsizlik kararı almalıdır. Bununla birlikte PKK’nin silahı bırakması için gerekli şartlar sağlanmalı, ayrım gözetilmeden tüm siyasi tutuklular serbest bırakılmalıdır.
2- Cumhuriyet dönemi boyunca Kürtler'e yapılan tüm zulüm ve haksızlıklar için resmi düzeyde özür dilenmelidir.
3- Şüphesiz ki tüm diller, Allah’ın ayetlerindendirler. Bu nedenle Kürtçe üzerinde devam etmekte olan resmi, gayrı resmi tüm yasaklar, sınırlandırmalar kaldırılmalıdır. Anadilde eğitim başta olmak üzere Kürtçe, her alanda koşulsuz biçimde serbest bırakılmalıdır.
4- İlköğretim öğrencilerine okutulan ‘Andımız’ kaldırılmalıdır. Muhtelif yerlerde yazılan ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ gibi yazılar silinmelidir.
5- Başta vatandaşlık tanımı olmak üzere, anayasa ve sistemin bütün resmi literatürüne hakim olan Türklük esaslı dışlayıcı ve ayrımcı söylem terk edilmelidir.
6- İsimleri değiştirilen yerleşim yerlerinin eski adları tümden iade edilmelidir.
7- Bölgede çok yönlü sorunlara yol açan koruculuk sistemi derhal lağvedilmelidir.
8- Binlerce kayıp ve faili meçhulün akıbeti açıklanmalı, soruşturmalar ciddiyetle yürütülmeli ve sorumlular bulunup cezalandırılmalıdır. Köy yakma v.b olayların hesabı sorulmalıdır. Ergenekon yapılanmasının bölgede yaptığı hukuksuzluklar derinlemesine soruşturulmalıdır.
9- Yapılan operasyonlarda, seçilmiş Kürt siyasetçilerinin soyut suçlamalarla tutuklanmaları, halkın siyasi tercihine ipotek koymak anlamına gelmektedir. Kürt siyasetçilerin maruz kaldığı bu hukuksuzluğa son verilmeli ve tutuklular bir an önce serbest bırakılmalıdır.
10- Tüm siyasi mahkumların cezaevi şartları iyileştirilmeli, bu bağlamda Öcalan’ın cezaevi şartları da düzeltilmeli ve normal bir cezaevine nakli sağlanmalıdır. PKK da, Öcalan’ın yaşam koşullarını şiddete başvurmak için bahane kılmaktan vazgeçmelidir.
11- AK Parti Hükümeti BDP’yi görmezden gelen tavrından vazgeçmeli, BDP ile diyaloğa geçmelidir. BDP ise çözüme yönelik çaba sarf eden sivil siyasetin elini güçlendirici adımlar atmalıdır.
12- Bir bütünlük arz etmesi nedeniyle; Irak, İran, Suriye ve Türkiye’deki tüm Kürtlerin sorunlarının çözümü için çaba gösterilmelidir.
13- Başta Şeyh Said olmak üzere Kürdistan’da kıyam hareketlerine katılan önderlerin ve Saidi Nursinin mezarları tespit edilmeli, Şeyh Said kıyamının Diyarbakır ve Elazığ arşivlerinin açılması gerekir.
14- JİTEM'i hatırlatan özel ordu fikrinden kesinlikle vazgeçilmelidir.
facebookun filmi çıkcakmış? herkesin tahmini populerleştireceği yönünde çünkü herkes burayı bırakıyor çok safsata az personalize özelliği var(editleme yok) içeriğiniz asla özel değil her şikayette kişiler sizi silmek yerine dosyalarınızı özelini hatta hesabınızı sildirebiliyor(Bu googleda asla olmaz)
sanırım bu film facebookun ne kadar traş olduğu şişirme olduğunu 350milyonluk amerikan nufusunun zaten 500milyon hesabın yarısını oluşturduğunu görüceğiz :) bakın facebookta hiç çinli varmı?
yok neden yok? site kullanışsız gelişmiş ülkeler yerine populist ülkelerde yayıldı facebook (türkiye amerika almanya protekiz ülkelerinde yaygınken bakın kaç tane çinli,japon hadi onları geçelim dil ve kültür sorunları var en yakın komşusu canada'dan kaç tane facebook kullanıcısı var? türkiyede 20milyon civarı hesap varken en azından nufusun 3/1i kanadada 1milyon user yok yani 30milyon nufustan
aynı şekilde fransız kullanıcılara bakalım varmı? pek göremiyorum
italyanlar? bir ara varlardı :) sanırım portekiz ülkeleri gibi sadece latin ırkını desteklemek içindi(bknz vin diesel)
burda çok yüksek kültüre sahip ülkeleri sayıyorum popülüst varoşları olan ülkeleri değil
yani facebook açıkçası bizim türkiyenin bir gerçeğinden geçiniyordu
DÜŞÜK SEVİYELİ KULLANICI
ben bu notu yazarken editörde kalın harf seçeneği görüyorum
2005 yılında sitelere video mp4 oynatıcı flash kodu yapılabilirken bu site açıldığında
videodan çok uzaktı
1999 yılında bold komutu mce editörlerin hepsinde vardı yani kalın yazma
ama arada kalitesiz işler o kadar hızlı yükseldiki
bu sitede 2010'a kadar bold seçeneği yoktu!!! yani userlerini salak yerine koydu ellerinden vurgu yapma maddeleme link verme gibi not ve yazı haklarını aldı
gruplardaki tartışmaları bb versiyon forumlardan bile kötü düz yazı :) kimse bakmkıyor bile
resimleri istediğimiz yerlere ekleyemiyoruz
ayrıca yüksek kalitede ekleyemiyoruz
yani imageshack.us dan büyük bir site değil burası?
ordada video ve resim yükleyip yorum yapabiliyoruz gayet :)
hatta facebook imageshackin daha adi versiyonudur :) korsandır
facebookun bu yükseliş ve çöküşünü hep anlamak istemişimdir
acaba populeritesi vbulletindeki kişisel profiller fikrini çalmasından mı geldi?(myspaceden yada yonjadan falan çalmadığı kesin öyle olsa hiç değilse bir kalitesi olurdu arkaplanı editörü falan)
yada profil ve albüm resimleri gibi şeyleri bu tarz sitelerden yada imaj sitelerinden çalmasınmı?
googleın fikri ile google'ı vurmasındanmı?
orkutu bileniniz varmıdır bilmiyorum ama facebook fikri türkiyeden çıkmadır :) (bknz orkut.com)
sanırım bu sisetmdeki tek yaratıcı nokta duvardı
yani duvara yazıyorduk
özgürce yorumda yapıyorduk ama kontrol manyaklığı ortaya çıkınca oda elimizden alınmaya başladı ve facebook gemisi battı :) hesapların 4/3ü fake
her gün 100binlerce user kaybediyorlar bu adeta insanın bileklerini kesmek gibi
sanırım en kötüsü
populeritesini arttırmak için film çektiriyor olmaları :)
ama insanlar filmi izleyince görserl ve işitsel olarak facebooku kavrayınca dönüp arkalarına bakıcaklarmı?
bir daha asla kendilerini böyle ifşa ediceklermi?
yada ifşa etmek isteyenler blog yazmaları gerektiğini ne zaman anlıycak?
(not dünyada blogspot ve blogcu gibi siteler facebokun hemen altındaki hak ettikleri yerdedir helal olsun yıllardır scriptlerini git gide geliştirdiler herhangibi blogcu değile özellikele wordpress blogcular tamamen rüyaları yaşatıyorlar websitesi açısından)
insanlar uyandıkça normale döneceğiz tabi başka bir sosyal networking fiyaskosuna kendimizi kaptırmazsak
UMUYORUM çocuklar gene sokaklarda oyun oynayacak
UMUYORUM insanlar facebookda video izlemek yerine yatakalarına eşlerinin yanına gidecekler
UMUYORUM propaganda yapanlar dolandırıcılık tüccarları işsiz kalıcak :)
kendimizi geliştirmedikçe gelişimin olmasını beklememeliyiz bakın microsoftda win es. 4 ile
artık bilgisayar tanımını değiştiriyorlar kararlı bir şekilde
yıllardır kendimizi yırttığımız senkroz pclere belkide win7 ile kavuşacağız başkalarını göstermek istediğimiz anlarmız için
facebooka ihtiyaç duymayacağız çünkü minibookumuzu alıp evdeki masaüstü canavarımızdaki dosyaları gösterebileceğiz(tabi azgın operatörler adam gibi internet satar yada amerikadaki gibi her 400 metreye zahmet edip bir wireless istasyonu kurarsak yurtiçi internet bağlantısı olarak)
değişim artık kaçınılmaz insanlar hala duvara yazmak istiyor
ama bunun için kelepçelerle kanunlara yasaklara yahut düşmanlarının şikayetlerine maruz kalmak istemiyorlar
sanırım kendime açmak istediğim sitenin yapısıda böyle olucak :) bunun üstüne yani
insanlar paylaşmak istediklerini paylaşabilmeli ve tabiki paylaştıkları şey için yargılanamamalı aksi takdirde nasıl düşünce özgürlüğünden bahsedebiliriz ki?
facebook vatanına ihanet etti amerikanın üstüne kurulduğu temelleri çiğnedi ve bedelini ödüyor
şimdilik bu kadar :)
Af teklifini yadırgayan af başbakanın neresine batmış=? milletin ailesi açlıkla başıboşlukla hayat mücadelesiyle babasız oğulsuz savaşırken vergisi osu busu namusu için 20-30 yıl yatarken kendisi tırmandırdığı kardeş kanının vebalini 2000 yıl yatarak ödüyecekse af çıkmasın kanı kanla temizleyebilecekse af çıkmasın biz ona hortum veririz dener kendisi siyasi sebeplerden cezaevinde yattı ama belliki yeterince yatmamış aile yapısı bozulcak kadar şöyle 3-4 sene yataymışta göreydik biz onu erdoğan cahil,millette cahil işi teröre pkkya getirip af çıkartmak istemiyor çünkü biliyorki içerde tuttuğu 170bin mahkum yakasına yapışacak çünkü biliyor ki 40 derece sıcakta koğuşlarda yataksız kalıp yerlerde yatan insanlar bunun hesabını soracak
çünkü biliyor ki işkence haneye çevirdiği cezaevleri boşalırsa koltuğuda boşalacak
o olacakları biliyor, peki bizim milletimiz 12eylül sabahı 60 yaşında çalışmak zorunda olacağını biliyormu?
Halkın Bilmemesi İçin 1 Sene Saklanan,bütün halde refadanduma sunulan,içinde kurtarıcı maddecikler olan,tehditle dayatılan anayasaya herkesin oy verip vermeme yahut ne oy vereceğini iyi düşünmesi gerekir,midyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayın
BDP Denizli İl Kongresi bugün Taç Düğün Salonu'nda yapıldı. Mehmet Ali Doğan'ın tek listeyle seçime girdiği 67 delegenin oy kullandığı kongrede, salona BDP bayrakları dışında hiçbir bayrak asılmadı.
İŞTE VEKİLDEN ŞOK SÖYLER -VİDEO
Divan başkanı hem Türkçe hem de Kürtçe yaptığı konuşmada, saygı duruşunda bulunan katılımcılarla zafer işareti yaptı.
BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş da konuşmasının ilk bölümünü Kürtçe yaptı. Nezir Karabaş, Türkiye'nin çocuklara şiddet uygulanan ülkelerden biri olduğunu söyledi. Türkiye'nin başta aileler olmak üzere okulda veya yaşamın 17-18 yaşına gelinceye kadar çocukların en fazla şiddet, taciz ve tecavüze uğradığı bir ülke olduğunu belirten Karabaş, "Kürtlerin siyasal mücadelesini, kürtlerin direnişini, iradesini kıramayan devletin, özellikle çocukları üzerinden iradesini kırma, çocukları rehin alıp Kürtleri tehdit etme politikası sonucu en fazla çocuğu yaşı kadar cezaevine atan ülke durumundadır. Böyle bir ülkede, ülkenin başta cumhurbaşkanı ve başbakanı çıkıp hamasi nutuklar atıyor. Kısa süreli 15 dakikalığına kendi koltuklarında oturtup bu korkunç her alanda çocuğun korunmadığı gerçekleri gizlemeye çalışıyor. Artık dünya ne eski dünya, ne Türkiye eski Türkiye, ne Kürtler eski Kürt'tür. Bu gerçekleri balçıkla sıvayamazsınız" dedi.
1915 yılında Ermenilere katliam yapıldığını ileri süren BDP Bitlis Milletvekili Nezir Karabaş, şöyle konuştu: "1915 yılında sayısı çok önemli değil, Ermeniler ve bir çok tarihçi 1.5 milyon, Türkiye resmi anlamda 300-500 bin diyor. Sonuçta milyonun üzerinde Ermeni katliama tabi tutuldu. Yerinden yurdundan söküldü. Kadın çoluk çocuk denilmeden Türkiye'nin her tarafından çünkü Ermeniler her ne kadar bölgede Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yaşıyor olsa bile, Türkiye'nin istisnasız her tarafında yaşıyordu."
Türkiye'nin her tarafından milyon üzerinde Ermeninin yerinden yurdundan edilip Suriye çöllerine sürüldüğünü anlatan Karabaş, sözlerine şöyle devam etti: "Bir çoğu Teşkilat-ı Mahsusa tarafından katledildi. Bir çoğu malını mülkünü almak için çeşitli kesimler tarafından öldürüldü, bir çoğu yolda yaşamını yitirdi. Türkiye, bu gerçekleri kendi içinde tartışıp değerlendirip, dünyanın bir çok çağdaş ülkesinin yaptığı gibi, bu gerçekleri gün ışığına çıkarıp özür dileme yerine, hâla bu olayı yaşanmamış gibi yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin 3 halka özür borcu var. Ermeni halkına o katliamı yaşattığı için, Kürt halkına bazı günahlarda ortak ettiği için, Türk halkına da 90 yıldır gerçekleri ters yüz edip onlardan gizlediği için özür borcu var."
İHA
Kemal Kılıçdaroğlu'nun referans aldığı İsmet İnönü'nün "Kürt Raporu".
Bu rapor hiç tereddütsüz Kürtlerin inkarı, imhası, asimilasyonu ve Türkleştirilmesi için hazırlanmıştır. Yani bu bir bakıma Kılıçdaroğlu'nun izleyeceği yolun haritasıdır. Rapordan bazı satır başlarını sizlere sunuyoruz. Anlayacağınız Kılıçdaroğlu'nun kılavuzu kargadır, gerisini söylemeye ne hacet...
İşte Mustafa Kemal tarafından 1935 yılında İsmet İnönü'ye hazırlatılan rapordan bazı satır başları...
- Ağrı'da Kürtlerin medenileşip, sükunet bulmaları bile kardır. Karaköse, hükümete bağlı bir Kürt şehridir. Erzincan Kürt merkezi olursa Kürdistan'ın kurulmasından korkarım.
- Iğdır'da Kürtlerin yerinden oynatılmasına ne lüzum, ne imkan vardır.
- Türklüğe hevesli bir Arap şehri olan Siirt'in doğuya naklini tercih ederim
- Van ve Erzincan'da acele olarak, Muş Ovası'nda tedricen ve Elazığ Ovası'nda kuvvetli Türk kitleleri vücuda getirmek zorundayız.
- Türklerle Kürtler aynı okulda okumalıdır. Bu Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.
- Diyarbakır, kuvvetli Türklük merkezi olmak için tedbirlerimizi kolaylıkla işletebileceğimiz bir olgunluktadır.
- Düşman unsurlar içinde saldırgan olan teşkilat Kürt reisleri ve adamlarıdır. Fransız istihbarat zabitleri her istedikleri anda Kürt reislerini çeteler halinde memleketimize saldırtmağa muktedirdirler.
- Mardin vilayetinden çıkarılacak Hıristiyan ve Arapların yerlerini Kürtler derhal dolduracaklardır. Bu hal bizim için pek zararlıdır.
-Siirt Türklüğe hevesli bir Arap şehridir. Hükümete yakın itaatkar halkı vardır. Havası gayet iyi olan Siirt susuz, pis bir trahom merkezidir. Siirt vilayetinde başlıca kuvvetimiz; idare merkezlerimiz, memurlarımız ve zabitlerimizdir. İdare merkezlerimiz çok kuvvetli olmalı. İcabında konulup kaldırılmak üzere özel adliye rejimi kurulmalıdır.
- Bitlis, Hizan ve Mutki arasında suni olarak daima devlet kuvveti ile vücuda getirilmiş bir Türk merkezidir. Bitlis olmasaydı bizim onu yaratmamız gerekecekti.
- Muş Ovası uzun süre boş kalmayacak, herhalde Kürtler yavaş yavaş dolduracaklardır.
- Van halkı derlemedir. Bütün halkın ümidi devletin göstereceği ilgidedir. Sağlam bünyeli şarkta Cumhuriyetin çok önemli bir temeli olacaktır. Böyle bir temel Türk hakimiyeti için her bakımdan lazımdır.
- Malazgirt kadar bitkin ve fena bir yer güçlükle tasavvur edilebilir. Halbuki buranın, yeni temiz bir Türk şehri Türk merkezi olarak kurulması bizim için pek kıymetli olacaktır.
- Kürtleri verimli topraklardan nereye göndereceğiz? Hudut üzerinde bulunan yerleri derhal Kürtlerle dolacak. Ağrı'dan geçici olarak gelen Kürtleri de bir yere gönderemeyiz. Sükunet bulmuş olmaları bile kafi bir kardır.
- Bundan 10 sene sonra Sarıkamış'ın ordugahına askeri olarak ihtiyacımız olacağını zannediyorum.
- Kars'ı ve Artvin'i bir an evvel soyup tahrip etmek fikrinde değil, bütün kuvvetimizle son ana kadar muhafaza etmek kararında olduğumuza içeriyi ve dışarıyı kesin olarak inandırmak mecburiyetindeyiz.
- Erzurum'un kalkınmasını az senelerde temin edebilirsek, şimalde hududa karşı ve içeride Kürtlüğe karşı sağlam bir Türk merkezini yeniden kurmuş oluruz.
- Az zamanda Erzincan'ın Kürt merkezi olmasıyla asıl korkunç Kürdistan'ın meydana gelmesinden kaygılanmak yerindedir.
- Bütün seyahatimizde en iyi şey olarak, belki bütün Türkiye'de bu bakımdan birincidir; Samsun hususi idare bütçesini gördüm.
- Türkler ve Kürtleri ayrı ayrı okutmakta yarar yoktur. İlk tahsili birlikte yapmalılar. Bu, Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.
- Dersim Vilayeti'nin teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır.-Memur yetiştirecek büyük müesseseler güneyde yoktur. Orta mektebe girecekler içerisinde Kürtlerden de müracaat olursa, onları da reddetmemeliyiz.
Biliyoruz Soyum Sayesinde Kaldı T.C Ayakta Nankör Şerefsiz İnönü
- Erzurum'un kalkınmasını az senelerde temin edebilirsek, şimalde hududa karşı ve içeride Kürtlüğe karşı sağlam bir Türk merkezini yeniden kurmuş oluruz.
Okuyunda İnönün Şarkın Yüksek Medeniyetini Nasıl Yok Ettiğini Bilin
- Türkler ve Kürtleri ayrı ayrı okutmakta yarar yoktur. İlk tahsili birlikte yapmalılar. Bu, Kürtleri Türkleştirmek için etkili olacaktır.
İşte Said Kurdi 'yi Bu Yüzden Tutukladırlar!
- Dersim Vilayeti'nin teşkili ile askeri bir idare kurulması ve Dersim ıslahının bir programa bağlanması lazımdır.-Memur yetiştirecek büyük müesseseler güneyde yoktur. Orta mektebe girecekler içerisinde Kürtlerden de müracaat olursa, onları da reddetmemeliyiz.
İşte Büyük İtiraf, Zaruri Olmazsa Kürtleri Memur Edinmiyorlar, Buda Kürt Cumhur Başkanı Vardı Diyenlere Kapak Olsun
indire gandhi'yi tebrik eder görevinde iyi asimilasyon politikaları dileriz tabi gerçek demokratlar tarafından tarihe gömülmezse :D
Liselerini MHP
Üniversitelerini CHP
Camiilerini AKP
Bazı Toplulukları Bazı Kişiler(TOBB DİSK VS.)
yönettiği bir toplumda , Üniter develtten bahsetmek deli saçması
ayırlıkçılık ve kamplaşma yok demek saflık olur herhalde :)
dayanağını merak eden kişiler için ; Mein Kampf - Adolf Hitler 1. bölümde ordu içinde nasıl yükseldiğini kitabın ilk çeyreğinde ise nasıl nasyonel sosyalist sistemi daha seçilmeden hayat geçirdiğini güzelce anlatmaktadır ayrıca mein kampf kelimesi ingilizce match, latince dillerinder tarafalı olmak demek :) yani saf türkçeye çevirince Yandaşlarım/Tarafım demek oluyor
sanırım bu ülkede bu kitabı hatim edenler
Muhsin Yazıcıoğlu
Tayyip Erdoğan
Dennis Baykal'dı
:) kitabı ilk kez evinde sinsiden okuduğunu tahmin ettiğim kemal bey'e başarılar dilerim,hatırlatmak isterim ki Mein Kampf'ıda hitler başka bir kemal'a ithaf etmişti(o olmasaydı ben olmazdım anlamında)
Bunu Yazının Sonunda Gördüm Ve Başa Koymak İstedim Manidar
Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasi bir fikre malik olmak, seçtiği dinin icaplarını yapmak ve yapmamak hak ve hürriyetlerine maliktir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz. 1925
Millete efendilik yoktur. Hizmet vardır. Bu millete hizmet eden onun efendisi olur. 1921
Adalet gücü bağımsız olmayan bir milletin, devlet halinde varlığı kabul olunamaz. 1920
Tarih bir milletin kanını, varlığını hiçbir zaman inkar edemez. 1919
Ama inönü eder :)
google'ı yasaklayanlara gelsin
Hürriyet olmayan bir memlekette ölüm ve çöküş vardır. Her ilerleyişin ve kurtuluşun anası hürriyettir. 1906
Köy Boşaltanlara Gelsin
Her çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması mutlaka lazımdır. Vatanın sağlam temeli ve bayındır hale getirilmesi bu esastadır. 1922
İsrail Bayrağı Yakanlara Gelsin
Bayrak bir milletin bağımsızlık alametidir. Düşmanın da olsa hürmet etmek lazımdır. 1922
Bazı Kendini Üstün Zannedenlere Gelsin
Türkiye' nin gerçek efendisi, hakiki üretici olan köylüdür. O halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstehak olan köylüdür. 1922
bu söz sahibini bulur
Memleket mutlaka modern medeni ve yeni olacaktır. Bizim için bu hayat davasıdır. 1923
Genelde Sanatçıların Milliyetine Bakarsanız Aşağıdaki Sözü İyi Anlarsınız
Bir millet ki resim yapmaz, bir millet ki heykel yapmaz, bir millet ki tekniğin gerektirdiği şeyleri yapmaz, itiraf etmeli ki o milletin ilerleme yolunda yeri yoktur. 1923
O yasa adnan menderesle asıldı paşa
Devrim yasası, eldeki yasaların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafalarımızdaki akımı boğmadıkça, başladığımız devrim ve yenilik bir an bile durmayacaktır. Bizden sonraki dönemlerde de böyle olacaktır. 1923
O Çocuklarda ya zehirlendi ya doğrandı ya asıldı
Büyük başarılar, değerli anaların yetiştirdikleri seçkin çocukların yardımıyla meydana gelir. 1923
Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok verimli, daha çok bilgili olmak zorundadırlar. 1923
Ama Onlar Daha bencil daha makul , başkalarından birşey bekleyen olmayı seçerler oda ayrı bir konu paşa
:) iş olasada çalışsak paşa
Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak! 1923
Türkiyede Çalışan İnsan Sayısı Max = 10 milyondur(yasal olarak tam anlmıyla 5 milyon anca) Toplam Nufusu ise 73 milyon kadardır ya kişi başı 1200tl asgari maaş olması gerekir(şimdikinin 2 katı ki bu 4x2 kişinin ölüm sınırıdır ve kişi başına bakılacak 8 boğaz düşüyor)
1923den sonra atatürkün sözleri değişmiş,başka yönlere kaymıştır çok bilen bir arkadaşın değimiyle Atatürk İdeolojik Olarak Ölmüştür
Aşağıda Vereceklerim sadece eskisiyle uyanlardır vereceğim listeden tamamına bakıp farkı anlamanız gayet kolaydır
:) kime anlatıyorsun? bu devlet bu kararı doğru veren tek eceviti gördü
Savaş zaruri ve hayati olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir. 1924
Tabi tacevüz ve darpda
Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. 1924
Heil Hitler'e Giriş
Öğretmenler! Cumhuriyet, fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli muhafızlar ister. Yeni nesli bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. 1924
Üstün Irk
Bu Sözün Arkasında Duvar Gibi Dururum
Tüketici yaşamak iyi değildir. Üretici olalım. 1925
Atatürkün Sözleri(montajsız)
http://www.mustafakemal.net/diyorki.htm
Bir toplumda ne zaman ki teketim alışkanlığı ortaya çıkar o zaman şu sorun çıkar, il gücü eksikliği ve dışa açılma zorunluluğu,
tabi ki iyi birşeydir evrenselleşme , at gözlüğünü çıkartıp bakmaktır dünyaya
ama bunu yaparken elinde olan kaynaklarıda unutmamak gerekir
çünkü eğer sahip olduğun iş gücünü kullanmazsan dışarı verecek bir hizmet ve malım kalmadığında 0 olursun
elindekinide kaybedersin
bu günkü ekonomik yapıda bunu onlarca ülke yaşadı
öyleki en büyük şişirme ekonomi olan amerika triyon dolarlık paketlerle zor tutundu dünyaya
yapay piyasalaşmada en büyük faktör ihtal ve ihracatın dengesiz oluşudur
alıdığından çok veriyorsa zarar edersin,
ama eşit alıp veriyorsan
ve genelde alıyorsan bitersin
ayrıca bir toplumu doyurmazsanda iş gücü ve girişi eksikliği gözlemlersin aç insanlar birşey başaramazlar sadece sömürülürler bunun modern dünyada kanıtlanmışlıkları afrikada çok meşhurdur...
eğer ülkende 73 milyon insandan 10 milyonu para kazanıyorsa,
herkes 7.3 kişiye bakmakla hükümlüdür bölgesel olarak değişsede bölgeleri kaldırmak globalleşmek mümkündür
yani eğer açlık sınırın 100 tl ise herkse en az 700tl vermelisin
yoksuluk sınırı 200 se 1400 vermelisin
ama eğer ülken yükselsin istiyorsan 2000 vermelisin ve artan 300ler harcama olarak halka sonrada yeni iş ve istihdam olarak millet geneline yani devlete ve halka dönecektir
şöyle ki bizim ülkemizde marxın anlatmak istediği gibi sermaye ve işçi gücü dengeleri vardır
bu dengelerin anahtarı şu dur
halk ailesine bakıyorsa eşit kazanımlar vardır
halk ailesinden fazlasına bakıyorsa girişimciler halk ve gençler kazanır
ama halk geçinemiyorsa, o toplumda sadece zenginlerin çocukları yükselip yeni zenginler olurlar
o ve bu sürüp gider çünkü ploreterya o kadar ağır baskı altına alınabilir ki silahlanması bile mümkün olmaz türkiyedeki sistem budur
işte bu sistemin en kilit noktaları çalıştırma fiyatlarıdır örneğin zonguldakta çalışan bir madencinin maaşı 2500 tlyi mesai ile bile geçemez oysaki demir dökümcüleri bile 3000er tl almaktadır riski daha az olmasına rağmen
işte bu iş gücü ucuzluğu sözde eğitimisizlikten (ki eleman eğitmek devletin yada halkın değil işi verenin insan gücü almak isteyenen yapması gereken şeydir)
insanları önce küçümseyerek sonrada sınıflandırarak elde etmek kolaydır , örneğin elite terfi etmiş biri çocuğunu çalıştırmak zorunda değildir yıllarca bekler yada okutur ve başka bir elitin şirketinde müdür yapar iken
fakir insanlar asgari ücrete ölümüne çalışmak ve böyle emekli olmak zorundadırlar
tabiki bu noktada bir çöküş söz konusudur, dışardan girişler o devlete fazladır çünkü ücretler ve istihdam devlet/şirket iş birliğiyle düşürülmüştür insanlar mecburdur ama devlette bir yandan dışarı birşeyler satmak zorundadır burdada yeraltı kaynakları bu işin ömrünü uzatmak için devreye girer bu ortaklıkların muhtemel sebebide çıkar tehdit yahut paradır zaten
bir millet vekili 15bin tl alıyorsa bir işçide 15bin tl almalıdır o bu milletin vekili değilmi? nasıl milletten çok kanabilir?
işte burdada şu söz konusudur
geliri 15 kişi 20 kişi bakabilecek kişilerin aileleri yatarken iş gücünde elit yerleri doldurmak için beklerken proletarya her zaman ucuz iş gücü olarak çalışacakdır taa ki kırılma noktasına kadar işte o nokta günümüzde devaluasyondur
türkiyede en büyük sıçramalar ardından küfürlerde yağsa devealüasyon dönemlerinde olmuştur çünkü para bol kıymetsiz ve sıcaktır sıfırdan sermaye yapmaya açıktır mal az yada çok ama değersizdir çünkü değerler oturmamıştır
Ekonomi Politikasını sürdürmenin ön koşuluysa ambargo sistemidir,yani ülkenin çok alım yaptığı ülkeleri sınırlamak, dışardan talep edilen şeylerin içerden üretilmesine bakmak ve izole olmaktır, örneği türkiye kendi petrol ihtiyacını karşılayamamkta ve saçma bir şekilde dünyanın bambaşka yerlerinden petrol almaktadır komşusundan almak yerine bu yalnış politikalar lojistik sektörünü kuvvetlendirsede ülke ekonomisini çöküşe sürükler o yüzden bu tür konularda zaruri olmayan şeylerden vazgeçilmeli ve katı bir gümrük sistemi oluşturulmalı bazı ürünler izole edilmelidir(örneğin çinmalı taklit ve elektronik ürünler değilde sadece, tüm lüks elektronik mallara kota konup yerli taklitleri ürütelimelidir (çin aynen bunu yapmaktadır)
Bunun Sonucu Olarak> Yerli üretime yapmak isteyenlere 0dan şans doğar
bu insanların banka ve faizcilere ezdirilmemesi faizli para verilcekse devletten verilmesi zaruridir
> Yerli sermaye=istihdam = yükselen ücretler ve yaşam standartı=yüksekelen devlet
tabiki işçiyi pahalıya çalıştırmak firmayı yükseltmez ama işçilerin yükselmesi zaten bir millet için daha hayatidir, yüksek ücret daha az insan çalışması daha az çocuk sömürüsü toplumsal sorunlarda düşüş demektir,örneğin ben çocuğumu 1500 tl maaş alan bir öğretmene emanet etmezdim şahsen
o yüzden bu nokta hayatidir, işsizliği çözümünde iki anahtar
Yerli Üretim Ve Kotadır
ayrıca toprak işçliliğinin arttırılması bizim için kaçınılmazdır çünkü sona yaklaşıyorz ve devlet hiç birşey yapmıyor bu konuda
değineceğim ana konular önemli
İsrail ve pkk eylemlerini birlikte kestiren insanlar var,
hakılarda
bir devlet 2 düşmanın kuyruğuna basar birine zulm eder ötekinin düşmanını beslerse ortaya şu çıkar " Düşmanımın Düşmanı Benim Dostumdur" politikası
tabi denize düşen yılana sarılır misali devlette hemen hamasçılara sarılmıştır :)
devletleride örgütleride tebrik ediyorum böyle hızlı birleşim görmedim :) hemde kendi terör listelerindeki örgütlerle
herenyse en önemli güvenlik sorunu olarak görülen pkknın çözümü halkın güvenini kazanmaktır pkk 20 bin kayıp verdiği büyük zaiat yıllarında kürt halkı tarafından kominist olduğu gerekçesiyle kabul görmemişti ama 30 yılda çok evrim geçirdi ve bu günlere geldi peki ne oldu bu süreçte?
devlet hiç değişmedi bu süreç boyunca ama pkk arkasına Barzaniyi aldı
BDP ve DTP ile siyaseti adeta sosyal kürtçülükle çalkaladı ki ben bunu çok takdir ettim
ve tarihinde ilk kez bir devletle hemde çok az üyeyle yenişmeye başladı,sanırım önümüzdeki 10 yılda devlet politikalarını esnetmezse sınırsız zaiyat verecekler çünkü pkk artık yüzünü sosyal öldürmlere suikastlere çevirmiş halde asla halkla çatışmıyor ve hep devlete saldırıyor özellikle şikayet edilen memulara bunu yapıyorlar bunu politik yanı oldukça güçlü tabiki arkalarındaki inanılmaz rüzagarı kaldıran tamamen başarılı siyasetçiler evet kabul etsin herkes türkiye DTP'yi terör odağı olduğu için değil kürtlere bir umut olduğu için kapattı terör özgürlük istemek değildi çünkü
şimdi bu görüşlerle çatışcak kafadaki arkadaşlarımı hamas'a bırakıyorum :) gidip arapçılık oynasınlar
Devamında Görüşmek Üzere
Erzurum 10.898 Toplam Nufus 774.967
Malatya 7.145 Toplam Nufus 733.789
Batman 7.259 Toplam Nufus 485bin
Van 9.383 Toplam Nufus 1.004.369
Ağrı 7.105 Toplam Nufus 532bin
İlk Rakamlar İstanbul'a verilen göç miktarı diğer göç verilen iller,Ankara,Muğla,İzmir,Bursa arkadaşlar yukardaki listede Kürt Halkının bölgesel zayıflığını özetlemek için örnek olarak yan yana kasten getirdiğim rakamlar 2. rakam ise toplam nufus belirttiğim gibi
şimdi burdaki herkes burdaki mesajı merak ediyor,
Kürtler Yıllarca Büyük İllere yıllık yüzde 8-10 ile göç verdi hemde zorunlu
fakat artık istanbulun taşı toprağı b.k olduğunu anlayan kürtler illerinin kıymetini anlamaya başladı
bu durumda bir geri göç ve kalabalıklaşma yaşandı şimdi Güneydoğuda nereye giderseniz gecekondular taş evler yerine
apartmanları görürsünüz bu bir uyanıştır,Said-i Kurd-i'nin bölgede beklediği kalkınma bu idi
şimdi ise esas olan asimile olmamak Eğitim Hakkını almak
bu rakamlar artık yüzde 1lere indirgenmişken ne önemi var diyenler çok yalnış yapıyorlar
imkanı olsa buradaki insanlar g.doğuya dönmek istiyor
Oysaki Artık Milliyetçiliğin patladığı nazist yerler
Rize Traboz Samsun Ankara Çorum Konya ve bir sürü başka il nufus kaybı konusunda
kan ağlıyor çünkü bir birlerini yiyip istanbula kaçıyorlar
Bu Birlik Ve Uyanış Ortamının Devamı Dileğiyle inşallah istanbulunda Bitlis'e 10binlerle göç vereceği
görcek kadar yaşamak dileğiyle :)
türkiyede elit erkek ve bazı eleştiriye açık etkenlere sahip(yani soy-eğitim-para avantajı)
kişilerin nasıl işsizliği hayatlarından çıkartıp çalışan insanları işsiz bıraktıkları açıkça görülmektedir
hem çalışanların yüzde 72si erkek iken işsizlerinde yüzde 69.6sının işsiz olması kim bu erkekler çalışan sorusunu, yüzde 55'i lise altı(erkeklerde daha çok) eğitimlidir sorusu iş eğitimi hani önemliydi tecrübe hani önemliydi sorunusu öyleyse kim çalışıyor sorusunu,iş arama süresinin bu kadar uzun ve işsizlerin nerdeyse çaresiz olmasıda insanların nasıl seçilerek işsiz bırakıldığını göstermektedir bu kadar istikrarlı bir işsiz bırakma kasıtsız olamaz tabiki,burdan şu çıkıyor türkiye darbe zamanındaki fişlemelere dönmüş
Bu dönemdeki işsizlerin;
• % 69,6'sı erkek nüfustur.
• % 55,3'ü lise altı eğitimlidir.
• % 27,3’ü bir yıl ve daha uzun süredir iş aramaktadır.
• İşsizler sıklıkla (% 31,3) "eş-dost" vasıtasıyla iş aramaktadır.
• % 88,5'i (2 milyon 920 bin kişi) daha önce bir işte çalışmıştır.
• Daha önce bir işte çalışmış olan işsizlerin % 49,6'sı "hizmetler", % 23,4’ü "sanayi", % 17,3’ü "inşaat", % 7,3’ü "tarım" sektöründe çalışmış, % 2,4’ü ise 8 yıldan önce işinden ayrılmıştır.
• İşsizlerin % 26,5’ini çalıştığı iş geçici olup işi sona erenler, % 22,1’ini işten çıkarılanlar, % 16,2’sini kendi isteğiyle işten ayrılanlar, % 8,1’ini işyerini kapatan/iflas edenler, % 7’sini ev işleriyle meşgul olanlar, % 10,6’sını öğrenimine devam eden veya yeni mezun olanlar, % 9,5’ini diğer nedenler oluşturmaktadır.
İstihdamın yapısı;
Bu dönemde istihdam edilenlerin;
• % 72'si erkek nüfustur.
• % 59,2'si lise altı eğitimlidir.
• % 60,5'i ücretli, maaşlı ve yevmiyeli, % 25,8'i kendi hesabına ve işveren, % 13,7'si
ücretsiz aile işçisidir.
• % 59,5'i "1-9 kişi arası" çalışanı olan işyerlerinde çalışmaktadır.
• % 2,5'inin ek bir işi vardır.
• % 3,1'i mevcut işini değiştirmek veya mevcut işine ek olarak bir iş aramaktadır.
• Ücretli olarak çalışanların % 88'i sürekli bir işte çalışmaktadır.
Bura ekliyceğim en önemli detay çocukların çalıştırmasınınT.Cde yasal olması ve işgücünden hesaplanmasıdır! o rakamlarda aşağıda
http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=482
yukardaki belgede çocukların nasıl yetişkinler gibi ve az buzda değil en az staj harici 1 milyon olmak üzere çalıştırıldığı görülmektedir
rakamlar 2006dır bu gün işsizliğin geldiği uçurum itibariyle takriben 1.5 milyona vurmuş olmalı yani 10 çocuktan 1i kesin çalışıyor!
İNSANLARIN YARISI SİGORTASIZ ÇALIŞIYOR BU NASIL BİR DÜZEN?
Yaptığı işten dolayı sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmayanlar;
Yaptığı işten ötürü herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna kayıtlı olmadan çalışanların oranı, önceki yılın aynı dönemine göre 0,2 puanlık artışla % 44,5 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde, geçen yılın aynı dönemine göre tarım sektöründe sosyal güvenlikten yoksun çalışanların oranı % 87,8’den % 86,3'e düşerken, tarım dışı sektörlerde % 30,2’den % 30,4’e yükselmiştir.
Bu Anketlerin Oranları Ve Gerçekçiliği
Örnek büyüklüğü ve cevapsızlık oranı
Ekim 2009 haber bülteninde açıklanan sonuçlar; Eylül, Ekim, Kasım 2009 aylarını içeren üç aylık dönemi kapsamaktadır. Bu dönemde, kentsel yerlerden 28 395 ve kırsal yerlerden 12 093 olmak üzere, Türkiye genelinde toplam 40 488 örnek hanehalkı seçilmiştir. Bu hanehalklarından 34 754’ü ile anket yapılmış, 5 734 hanehalkına ise çeşitli nedenlerle cevaplamama formu doldurulmuştur. Ekim 2009 döneminde, cevaplamama oranı, kırsal yerlerde % 13,4, kentsel yerlerde % 12,7 olmak üzere, Türkiye genelinde % 12,9 olarak gerçekleşmiştir.
Bu dönemde, örnek hanehalklarında yaşayan 15 ve daha yukarı yaştaki toplam 92 bin 791 fert ile görüşülmüştür.
Evet Gayet Ciddi
Saygılar Sevgiler
Mir Tolga
emperordeath - 17/01/2010 18:48:49
aziz nesin zamanında bu halkın yüzde doksanı aptal dediydi.ne de güzel demiş.bu ülkede açlık sınırı 1500 lira yoksulluk 2400 lira.arkadaş 1000 liranin altında çalışıp isyan etmeyen koyundur aptaldır.bizi üç beş kuruşa muhtaç edenler halk düşmani hainlerdir.halaçıkmiş diyoki işçiler azıtmışlarmiş da bilmem neymiş.adamlar sadece kendi haklarını değil tüm emekçilerin haklarını savunmak için bir aydır ankadara'da eylemdeler.hala bu işçileri kötüleyen gerçekten ya tuzu kurudur yada aklı yoktur.tuzunun kuru olmasına da gerek yok.paylaşmak nedir biliyorsa komşusu açken uyuyamıyorsa tekel işçisine destek olur.bu düzen böyle gitmez tekel işçisinin isyanı tüm halka örnek olsun.hakkını aramazsan kimse sana hakkını vermiyor.akp iktidarı yağmaladığı kamu mallarıyla alemler yapsın gününü gün etsin halk perişan.ne zaman aklınız başınıza gelecek çok merak ediyorum.

