EasyBlog

This is some blog description about this site

Necmettin Akan

Necmettin Akan

Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir dilim huzur getiriyorum. İyi bir gün diliyorum. "günaydın"

Doza KCK’ê’ li Dadgeha Diyarbekirê

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Çarşamba, 02 Şubat 2011
in Haber

19-emîn runiştina roja sêşemê, li 6’emîn Dadgeha Cezayê Giran a Diyarbekirê hat dîtin.  Siyasetvanên Kurd, di vê runiştinêda bi darê zorê anîn dadgehê. Di runiştina bihûrî de jiber ku xweparastina bi Kurdî ya girtîyan nehatibû qebûl kirin, sîyasetvanên Kurd, gotibûn ku ew ê beşdarê runiştina 19’emin nebin.

Siyasetvanên Kurd, serî li dadgehê dabûn ku ew ê beşdarî dozê nebin lê heyeta dadgehê biryara ku “ew ê bi darê zorê bên anîn” dan. Li ser vê biryarê, ji bo dîtina runiştina 19’emin, bi dehan gritîyên dozê,  ku  di nav de serok bajarvanên BDP’î,  parêzvanên mafê mirovan û siyasetmedarên Kurd jî tê hene, bi darê zorê anîn dadgehê.

Hat ragihandin ku girtîyên Doza KCK, di runiştinêda, pirsên ji bo tespîtkirina nasnameyan, bersiva dadger nedan û dadgehê protesto kirin. Li ser navê parêzerên girtîyan, Avukat Cîhan Aydin destnîşan kir ku dadgehê bêalîbûna xwe winda kiriye û ji ber vê yekê jî daxwaza “redê dadger” kir da ku dadger were guhertin. Dadgehê dexwaza parêzeran

qebûl kir û jibo vê biryarê, dexwazê hewaleyê dadgeheka dinê kir. Dadger, runiştina Doza KCK’ê taloqê 19’ê meha Avrêlê kir.

 

Îddiyanameya Doza KCK, ji 7 hezar û 578 rupelan pêk tê. Herwisa  104’ê wî jê girtî, 152 sîyasetvanên Kurd, bi îddîyên “ li dijî yekîtiya dewletê û bi endamtî û rêvebertîya rêxistina terorê  ( PKK )” tên tawanbarkirin. Sîyasetvanên Kurd, bi dexwaza cezaya 15 sal ya zindanê tên dad kirin û 104 tawanbarkirîyên dozê, ev du sal in ku di di zindanê da girtî ne..

Kaynak:Voa

Tags: Untagged
0 votes

Piştevan û Hevrikên Mubarek Bi Şer Çûn

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Çarşamba, 02 Şubat 2011
in Haber

Piştevanên Serokê Misirê Husnî Mubarek çûne Meydana Tehrîr li Qahîre û digel xwenîşanderên ku daxwaza karvekêşana serokî dikin, bi şer çûn.

Xelk ji herdu aliyan roja Çarşembî li wê meydanê bi ber û kevran dan hev, û hindek jî li ser hêştir û hespan çûne nav xwenîşanderan.

Otombîlên leşkerî bizav kir ku xwenîşanderên bi şer çûyî jêk veken.

 

Xwenîşandanên dijî hikûmetê, polîsên nepenî berpirsiyar dikin beramberî wan lêkdanan.  Bizavkarê Demokrasîxwaz Muhemed El Baradeyî roja Çarşembî gote BBC ku hikûmet ya taktîkên tirsandinê bi kar tînit û got ew di xemê de ye ku ew lêkdan bibine egera xwîn rêtinê.

 

Tags: Untagged
0 votes

Ronîbe-Koma Mizgîn

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Pazartesi, 08 Kasım 2010
in R

Ronîbe
Te da min derd û kule
Ronî be cevên te dilêm
Dilê min da birîn vekir
Ronî be cevên te dilêm

Ev cend sale tu ya min buyî
Dara Jîyana min te hilsand
Evinek nû min ji xwe ra dît
Ronî be cevên te dilêm
Kaynak: Bydigi Forum http://www.bydigi.net/kurtce-lyrics/116352-koma-mizgin-bazi-sarki-sozleri.html#post967569
Kanî ev sozin te da min
Min sewûtand û kust û cû
Dilê min da birîn vekir
Ronî be cevên te dilêm


Tags: Untagged
0 votes

Güneydoğu Sendromu Dedikleri

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Çarşamba, 01 Eylül 2010
in Blog

Trabzonlu er, savaşta insani değerlerini nasıl yitirdiğini anlattı: "Kürtler’i zaten sevmiyordum Köylerini yaktık, yıktık. Öldürdükçe arkası geldi. 16 yıldır yaşadıklarımı üzerimden atamadım."

 

Güneydoğu’da savaşırken 1984’ten bu yana ölen asker, polis ve korucuların sayısının altı bini aştığından bahsediliyor. Yaralananlardan ise pek bahsedilmiyor.

“Medya ‘3 şehit, 6 yaralı’ der. İsmini söylemez ama yaralanmış dediğinin kesin bir yeri kopmuştur, ya kolu yoktur, ya bacakları ya da gözü.” Böyle özetliyor durumu kendisi de gazetede ufak bir habere konu olmuş, iki bacağını Güneydoğu’da kaybetmiş Faruk Baştürk.

Bir de bir yerleri kopmayanlar ama kopmuş parçaları görenler var. Mermiler başının hemen üzerinden geçenler ya da ölen arkadaşları için tabut çakanlar. İntikam duygusuyla kulak kesenler, istemeye istemeye köy yakanlar, kurşun vızıltıları arasında ne hissedeceğini bilemeyenler.

Ve sonra gazetelerin siyaset sayfalarından üçüncü sayfalarına düşen haberler: “Şırnak’ta mayına basıp iki bacağını iki gözünü kaybeden 26 yaşındaki Hüseyin Ümit tedavi sürecinde intihar etti.” “Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde Şafak Köksal adlı genç, şiddetli geçimsizlik yaşadığı karısıyla birlikte aynı aileden 6 kişiyi öldürdü. Askerliğini Hakkari Çukurca’da yapmış olan Köksal, aileyi yolda pusu kurarak katletti”

Rakamlar kesin değil ama şu anda Güneydoğu’da aktif çatışma bölgesindeki operasyonel birliklerde 200 bin asker var. 1984’ten bu yana bölgede çatışmış askerlerin sayısı kaba hesapla 5 milyonu buluyor.

Devletin ilgi alanına bu gençlerden sakatlık oranı yüzde 40’ın üzerinde olup da ‘vazife malülü’ sayılanlar giriyor. (Güneydoğu’da bir savaş olduğu kabul edilmediği için orada sakatlanan askerlere ‘harp malülü’ değil ‘vazife malülü’ deniyor.) Vazife malüllerine sakatlık derecelerine göre artan oranda tazminat veriliyor, emekli maaşı bağlanıyor. Şansı yaver gidenler işyerlerinde gazi kadrosunda kendilerine bir yer bulabiliyorlar.

Güneydoğu’da savaşmış askerler arasında “Bu vatan için canım feda” diyenler de var, “Bir daha gidersem namerdim” diyenler de... Bir kısmı “Askeriye bize sahip çıktı” diyor, bir kısmı kendisini “kullanılıp bir kenara atılmış” gibi hissettiğini söylüyor. Ama hemen hemen hepsinde bir haksızlığa uğramışlık duygusu var: “Biz orada öldük öldürdük, burada televizyonda ‘üç şehit, beş yaralı’ kapat geç. Bu kadar mı değersiz”

Bu yazı dizisinde Güneydoğu’da savaşmış askerlerin orada ve sonrasında neler yaşadıklarını kendilerinin ve yakınlarının ağzından aktarmaya çalışacağız.

*******

Ali Altay “Ne varsa geçmişinde öyledir insanlar” diyor. Ali’nin albümünde anne babasının siyah beyaz resimleri, gülümseyen çocukluk fotoğrafları, haşarı liseli fotoğrafları var. Bir de ölü insan resimleri... Güneydoğu’da askerlik yaparken öldürdükleri ve sonra şiddet uyguladıkları PKK’lıların resimleri.

Ali Altay “Her katil cinayet mahalline dönmek ister” de diyor; “Bu bir hesaplaşmadır. Ben de Güneydoğu’ya gitmeyi çok düşünüyorum”. Nitekim benimle yaptığı konuşmada Güneydoğu günlerine epey zorlu bir yolculuk yaptı Ali. Hayatında ilk kez gördüğü bir kişiye ‘kulak’lı, bebekli, mayınlı hikayeler anlattı. Geçmişine şimdi sizin elinizde tuttuğunuz bu sayfayı da ekledi.

» Ne zaman askere gittin?

Kasım 94’te. 94-95 en hareketli dönemdi, ben de o dönem Bitlis’te komandoydum.

» Gitmeden önce neredeydin, ne yapıyordun?

Ben Trabzon doğumluyum. Ortaokulu bıraktım, 17-18 yaşında İstanbul’a geldim. İstanbul metrokent, orada bir fırsatın varsa, burada bin fırsatın var, ben de özgürlüğüne düşkün bir insanım. İstanbul’a gelirken burada hiç tanıdığım da yoktu. Kendi şartlarımı oluşturdum, geldim. Askere gitmeden önce gündüz kafede gece aynı gruba ait barda çalışıyordum.

» Nasıl bir aileden geliyorsun?

Babam işçi emeklisi, biz 6 kardeşiz. Kendimi bildim bileli, Trabzonluyuz, milliyetçi insanlarız. Dedem Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış bir insan.

» Askere gidişin nasıl oldu?

Askere severek gittik. İstesem gitmezdim zaten, o dönem İstanbul’da ikametgâhım yoktu. Kurada Isparta Dağ Komando Eğitim çıktı. Yüzde 99 doğuya gitmeye hazırlıklıydım, istiyordum, içimde vardı.

» İlk görev yerin neresiydi? Oraya gidene kadar ruh halin nasıldı?

İlk görev yerim Bitlis Hizan’dı. Trenle İstanbul’dan çıktık, gidiyoruz. Bir tren düşün, ucu bucağı görünmüyor. Üstünde toplar, tanklar var, askeri mühimmat var. Güvenlik nedeniyle gündüz gidiyoruz, gece duruyoruz. Bingöl Genç’e gelene kadar biz hâlâ olayın dalgasındayız. Orada yaşamamışsın ya bilmiyorsun, hamsın. Askeri anlamda da olmamışsın. Teoride birşeyler öğrenmişsin, kendi kendine olduğun yerde bir şeyler yapmışsın. Macera yaşıyorsun, bir çeşit safariye gitmişsin o âna kadar... Ama ne zaman ki Bingöl Genç’e vardık... Vadinin bir tarafında terörist, diğer tarafından asker var, çatışmanın ortasından geçiyor tren, camlar kırılıyor. Bize çelik başlık vermişler, herkes savurup atmış, ben de benimkini koltuğun altına sokmuşum. Çıkartıp takacağım. Ama takılmış, çekiyorum çekiyorum gelmiyor. Olay koptu artık, sınırdasın. Baktım çıkmıyor. Yemin ederim, yattım kafamı orada içine soktum.

» İlk çatışmanı böylece görmüş oldun..

Asıl vadiyi geçtikten sonra, yola bomba koymuşlar, bizden bir önceki tren dere yatağına devrilmiş. O anda anladık ki, hiçbir şey sürpriz değil artık.

» Nerede kaldınız Hizan’da?

Bize Sakıp Sabancı Öğrenci Yurdu tahsis edilmiş. orda kalan az öğrenci varmış, bizim için boşaltılmış. Güzel, konforlu bir yer. Ama binaya girdik, psikolojimiz bozuldu. Orada öğrenciler her yere yazmışlar “Biji Apo” “PKK Büyük” “Yaşasın Gerilla”. Tuvalete gidiyorsun, oturuyorsun, kapıyı çeviriyorsun, arkasında Kürt bayrakları.

» “Biji PKK”yi görünce, orada yaşayan Kürtler için ne hissediyorsun?

Bizde eskiden beri vardır. Karadeniz insanı Kürtleri sevmez, ciddi anlamda sevmez, ne yalan söyleyeyim. Tabii onları görünce psikolojin bozuluyor. Buradan baktığın zaman; “Orada birkaç tane terörist var, halk ayrı”. Ama dışarıdan gördüğün gibi değil. Aslında hepsi bir. Tarladaki de bir dağdaki de bir. Halk onlara terörist falan demiyor, “Oğlumu askere gönderdim” diyor. Oradaki insanların PKK’ya müthiş desteği var. Eskiden bu çok anlaşılmıyordu da şimdi panellerde, mitinglerde, sanal alemde çok rahat görebiliyorsun. 11 milyon Kürt varsa bunun on milyonu rahat PKK’yı destekliyor. Diğer bir milyon da kişisel çıkarları için ayrı düşmüştür.

» Sen de Kürtleri düşman olarak görüp ona göre davranıyorsun o zaman?

18-19 yaşında birisin, çok sağlıklı düşünmeyebilirsin. O dönem öyle düşünüyorsun ama aslında öyle değil. O zaman “Herkesten her şeyi beklemen lazım” diye düşünüyorsun. Bekliyorsun da. Sürpriz de olmadı zaten. Ondan sonra olaylar gelişti.

» Nasıl gelişti?

Dediler ki; âdettendir, buraya gelen her birliğe bir “Hoşgeldin” yaparlar. Biz de “He yaparlar” falan, hâlâ olayın tam ciddiyetinde değiliz. Sonra bir gece “Hoşgeldin” yaptılar. Milli maç var. Herkes gazinoda maç seyrediyor. Biz de bir arkadaşla nöbetteyiz. Yağmur yağıyor, gök gürlüyor. Puslu bir hava. Roket geliyor. Kavak ağaçlarından birine vuruyor, ağaç yarılıyor. Biz yıldırım düştü sanıyoruz.

» Sonra?

Sonra silahlı tacizler başladı. Telsizden anons geçiyorlar: “Sizin tarafa doğru geliyorlar”. Biz iki kişiyiz orada, 20 yaşına daha yeni girmişiz. Oradan şallı şalvarlı geliyorlar. İki kişi 20 kişiye kahramanlık yapacak durumun yok. Can tatlı. Siperde kim duracak? Siper hedef. O kadar kafamız çalışıyor. Siperi terk ettik, bulunduğumuz yerin yan tarafı bataklıktı, yattık suya boynumuza kadar. Geçtiler, kalktık. Taciz ateşiydi zaten baskın değildi.

» Ciddi çatışmalara girdiniz bunun dışında herhalde...

Kimsenin yapamadığını yaptık, istikrar sağladık bölgede. Mesela Kolludere diye bir yer var. Orada, PKK 300-400 kişilik Jandarma Karakolunu tahliye etmiş, Örgüt, bayrağı çekmiş. Kurtarılmış bölge ilan etmiş orayı. Biz duyduk, şok olduk. O derece gelişmiş olaylar. İlk o bölge kurtarıldı bizim dönemimizde. Yüklü bir çıkarma yapıldı oraya.

» Peki bu süreçte psikolojinin yavaş yavaş değiştiğini hissetin mi?

Bölgeye gittiğinde insani değerleri olan bir insansın. Gayet nizami davranıyorsun, prosedürü uyguluyorsun. Ama sonra... İlk JİTEM olayını orda gördüm ben. Biz adamları teslim alıyoruz, helikopterle Jandarma İstihbarat binasına getiriyoruz. Helikopter pisti tepede. Nerden baksan 100- 150 basamak var aşağıya doğru jandarma binasının kapısına. Önce adamları kolunda indiriyorsun. Bunu bir kere yapıyorsun, iki kere yapıyorsun. Ama sonra o kadar insanlıktan uzaklaşıyorsun, yozlaşıyorsun ki...

» Ne yapıyorsun?

Pistin başındasın, adamın kolları bağlı, oradan aşağı yuvarlıyorsun; “Yolluyorum, geliyor, aşağıdan al.” Artık insani değerlerini kaybediyorsun, kontrolden çıkıyorsun. Gerek öldürülme korkusu, gerek onların sana yaptıkları... İlk ben orada anladım bir şeyler kaybettiğimi.

» Aşağıya yuvarladığınız adamlar yaralanıyor tabii...

Kolu bacağı kırılanlar olur ama ölmez, en fazla kırık çıkık olur. O da çok önemli değil zaten.

» Başka neler gördün askerde?

Bana “Senin hemşerin var Trabzonlu, terhis oluyormuş, JİTEM binasında. Onun yerine yerleşirsen operasyona çıkmazsın, rahat olursun” dediler. Benim de bir beklentim yok, ama “Gideyim tanışayım” dedim. Gidiyorsun, yerin altında tutuklular var. İçerisi bir pislik kokuyor, rögar yanından geçersin ya, öyle. Yemişler yapmışlar, yedikleri hücrelere yapıyorlar dışkılarını. JİTEMciler orada. Bir şiddet var içerde, bir şiddet var, böyle bir şey yok yani.

» Senin arkadaş ne yapıyor?

Koridorun sonunda. Çalışıyor, girmiş birine çalışıyor. Kan ter içinde kalmış adam, kalbi duracak nerdeyse. Prosedür gereği, sorgulananın gözü bantlı. Çocuk uyarmış ‘gözbantını açma’ diye. Bu da omzuyla açmaya çalışmış... Bizim Trabzonlu kırmış kafayı zaten. Dolayısıyla fena şiddet var. Ki o dönem herkese... Herkesten şüphelenmek zorundasın, şüpheleniyorsun da zaten. Bizim dönem olağanüstü haldi, belli bir saatten sonra dışarı çıkmak yasak... Vurabilirsin, yolda kimi görürsen gör. Vur emri var çünkü.

» Öyle vurduğunuz birileri oldu mu?

Bir asker vardı mesela... Çocuk askerliğini batıda yapmış, terhis olmuş. Köyüne gelmiş, akşam yan köye kız arkadaşını görmeye gidiyor. Orada herkesin evinde keleş (kalaşnikof silah) var. Yanına kendini korumak için silahını alıyor. Yan köye giderken bizim görüntüye giriyor, silahlı da görünce hiç sorgusuz sualsiz vurursun, vurduk.

» Sen mi vurdun?

O anda herkes ateş ediyor. Bunu “sen vurdun” diye kimse diyemez. Sen oradan ateş ediyorsun o oradan ateş ediyor. Bölgeyi komple tarıyorsun. Biz ilk başta ateş etmedik, bayağı yol verdik ona, bu öncü grup diye, arkadakileri bekliyoruz. Arkadan kimse çıkmayınca bari öncüyü kaçırmayalım, dedik. Vurduk. Ondan sonra soruşturma açılıyor, kimliği ortaya çıkarılıyor. Biz terörist vurduk, diye seviniyoruz tabii. Sonra masum çıktı ama olabilir. İş kazası.

» Başka ‘iş kazası’ oldu mu?

Mesela birini aldık, kamyoncu, kuru gıda getiriyor. Direkt örgüte yardım yataklıktan aldık. Soruşturma bitti, evrakları geldi, bırakıldı adam. Ama bir hafta da arabada yattı, gidemedi. Çünkü o evrakları gelene kadar boş durmuyorsun, adama çalışıyorsun. Bilgi bilgidir diyorsun, taze bilgi istiyorsun, çalışıyorsun.

» Askerlikte seni en çok etkileyen olay neydi?

Köylerin yakılmasına karşıydık. Yakıyorduk yıkıyorduk ama... 80’e yakın köy boşalttık. İnsanlar çaresiz, diyor ki “Nereye gideceğim?” “Ya nereye gidersen git, umurumda değil kardeşim, boşaltacaksın” diyorsun. Yağmalıyorsun, koyunu keçisi var, onu telef ediyorsun, şiddet uyguluyorsun. İlk yaptığında “Aaa yapamam” diyorsun, ikincide “Yapamam” diyorsun, üçüncüde herkesten güzel yapıyorsun. Ama bunları çaresizlikten yapıyorsun. Devlet o bölgede otoriteyi sağlayamıyor, onun için boşaltıyor, sen olsan sen de yaparsın.

» Köy yakmaları sırasında inanılması zor hikayeler anlatıyorlar. Ateşe atılan bebeklerden bahsediliyor. Sen gördün mü böyle şeyler, yaptın mı?

Ben yapmadım ama şiddet var tabii. İnsan psikolojisi bozuluyor orda. Bu tür şeyleri çok fazla yadırgamamak lazım. Dışarıdaki insan yadırgayabilir ama orada psikolojisi bozulmuş insan için çok anormal birşey değil o. Arkadaşını vuran bile var orda.

» Bir de anahtarlığında PKK’lılardan kestiği kulakları taşıyanlar var...

Doktor geliyordu, “Arkadaşlar lütfen ben gittikten sonra kesin kulakları” diyordu. Kestik biz de ama “Anahtarlık yapayım, saklayayım” demedik. Onlar da bizim askerlerin pipisini kesmişlerdi ama öyle deme. Bak mesela buna öldürdükten sonra şiddet uyguladık. (Ölmüş bir PKK’lının fotoğrafını gösteriyor albümünde) Ayaklarından bağlamıştık, sarkıttık yukardan aşağı.

» Hiç kopma noktasına geldiğin zamanlar oldu mu?

Oluyor tabii. Aylardır oradasın, görev yapıyorsun. Bir tarafta milliyetçi duygularla çatışıyorsun bir tarafta ölen insanlar var.Haberlerde bakıyorsun ki, Hülya Avşar’ın gözlerinin haberi yarım saat, ‘Hakkari’de şehit’ altyazı geçiyor, haber bile olmuyor. O kadar değerin var. Bunun ötesi yok yani. Saçma birşey.

» Yanında ölen arkadaşların oldu mu?

Biz en az zayiat veren bölüktük. Bir tane şehit verdik.

» Nasıl oldu?

Telefon hattını kesmişler, tamir etmeye gidiyor, mayın koymuşlar, basıyor o da. Çok kötüydü... Antipersonel mayın... Bastığın zaman kuruluyor, ayağını kaldırdığın zaman da mekanizma çalışıyor, yerden fırlıyor, bel hizana kadar geliyor, orada patlıyor. Dolayısıyla tahrip gücü çok yüksek. Kol bacak... Onu gördük zaten ya... Buradan bakınca film gibi ama orada olunca öyle olmuyor. Kolu kopmuş, bacağı kopmuş, çok hoş bir şey değil.

» Şimdi geriye baktığında bu Güneydoğu’da yaşananlar için ne düşünüyorsun?

Bizim dönemizde Çevik Bir, biz bölgeye gittiğimizde “Hayırlı olsun”a geldi. Bize dediği şuydu: Orada iki tane g... boklu Kürt var, siz dört buçuk ay eğitim aldınız, göz bebeğimizsiniz, çok iyi eğitildiniz. Gerillaya “iki tane g... boklu Kürt” dedi adam. Şimdi de aynı şeyi söylüyorlar. “Vatan sana canım feda”. Üstünde yaşamadıktan sonra, vatan nereye kadar, neye yarar. Tamam vatan uğruna öl ama bu saçmalık. Diyorlar ki 30 yılda 50 bin insan kaybettik. Komik! Ortada hiçbir şey yokken. Ortada harbiden hiçbir şey yok. Abdullah Öcalan bizim toprak talebimiz yok diyor, Türkiye sınırlarını değiştirmek gibi bir talebimiz yok, diyor.

» Askerden sonra devletin sana sahip çıktığını düşünüyor musun?

Burada öncelikle Güneydoğu gazisi arkadaşımla benden iki yıldır tek kuruş kira almayan ev sahibime selam ederim. Ondan gördüğümüz duyarlılığı TSK’mızdan göremedik. Senin yaptığın bir iş vardır, hakkıyla yapıyorsundur, dolayısıyla karşılığını beklersin. Devlet sana bir misyon vermiş, keyfine gitmemişsin ki oraya, safariye de gitmemişsin. Hayatını ortaya koymuşsun. Şu anda Vietnam gazilerine davranışa bak, aldıkları paraya bak, yaşama standartlarına bak, buradaki insanlara bak. Adam karısını asıyor, hızını alamıyor, aileyi komple katlediyor, kayınpeder. baldız, kayınço. Kontrolünü kaybediyor. Çocuk hepsini pusuya düşürüp öldürmüş, asker taktiğini uygulamış. Onu yaşamış orada, öğrenmiş biliyor.

» Senin için tanıdık bir hikaye mi bu?

Tanıdık. Sürpriz de olmadı. Oradan gelen insan ciddi anlamda yaşamışsa, iyi bir askerlik eğitimi almışsa, bir sorun yaşadığında bu sorunu mutlaka şiddetle çözer. Orada görev yapan askerlerin televizyonda konuşmalarına bak, konuşma tarzları çok farklıdır, sert konuşurlar, şiddet vardır onların içinde. Orada görev yapan herkes, subayından erine kadar herkeste vardır bu.

Bir insan uykusuz ne kadar durabilir ki. Maksimum 24 saat durabilirsin. Bizde gece uyuyamazsın. Gündüz uyuyorsun, ama uyuyamıyorsun. Dala kuş konuyor hemen fırlıyorsun. Sonra yatıyorsun, çıt, tekrar kalkıyorsun. Müthiş bir şey, acayip bir psikoloji, 16 sene oluyor. Atamıyorsun hala. Ben hâlâ, yemin ederim, uyurken odama gir, seni nefesinden hissederim, yataktan bir kalkışım vardır ışık hızıyla...

» Demin anlattığın, Zonguldak’taki tüm ailesini öldüren çocuğun ruh haline senin de girdiğin zamanlar oldu mu hiç?

Düşün, kendine bile yapabiliyorsun. Bak (göğsünde karın bölgesinden kalbine uzanan dikiş izlerini gösteriyor).

» Nasıl yaptın?

Bir gece alkol aldım, yaptım. O sırada evdeyim, , bazı özel problemler de var. Dokunsan ağlayacak moddaydım, haberleri izliyorum, “Adam cinnet geçirdi, çocuğunu vurdu kendisini vurdu, karısını vurdu” diyor. Ben de kendimi moda sokmuşum; sıkayım bir tane gideyim. Kalbime sıktım. Büyük de bir silahtı. Sıkınca sekti, buradan girdi, arkadan çıktı. Dolayısıyla kendine bile yapabiliyorsun, o anda gözün görmüyor. Gönül’ü vurmuşsun, Ahmet’i vurmuşsun, çocuğu var, ailesi var. Hiçbir şey umurumda olmuyor.

» Bu intihar girişimin özel sorunlarınla ilgili görünüşte...

Ama orada yaşadıkların var, psikolojin var. Bu şuna benzer: Sen çok iyi resim yapmayı biliyorsundur ama eline fırça almazsan onu hissetmezsin ya, sonuçta sana resim yapmayı öğretmişler orada. Bize resim yapmayı öğrettiler. İçinde yoksa da resim yapmayı öğreniyorsun.

» Resim yapmak dediğin?

Şiddet... Şiddeti öğreniyorsun orada. Normalde içinde yoktur, kursa gider öğrenirsin. Biz sonuçta orada resim yapmanın kursuna gittik. Sivildeyken şiddet yapan bir insan değildik. Silahı alıp kafana sıkmak çok zor bir şey gibi gelmiyor artık. Çünkü yapmışsın, sıkmışsın.

» Asker dönüşünde kabus görüyor muydun?

O zaman görüyordum ama uzun zamandır görmüyorum. Mayına basan arkadaşımız vardı ya, onu çok gördüm. Kolu bacağı kopmuş, gözünün önünden gitmiyor, bunlar kalıyor hafızanda. Ne yaparsan yap geçmişinden kurtulmazsın. Ne varsa geçmişinde artık öyledir insanlar. Hani derler ya “Her katil mutlaka cinayet yerine gelir”, insanın kendiyle hesaplaşmasıdır o. Ben Güneydoğu’ya gitmeyi de çok düşünüyorum.

» Askerliğin bittiğinde ne hissettin?

Bittikten sonra da enteresan bir şey var; boşlukta kalıyorsun. Havaalanına gelmişsin, sivilsin. Artık arınmışsın, silahını falan herşeyini bırakmışsın. Spor ayakkabılarını, kot pantolonunu giyiyorsun, o anda bir şey hissediyorsun, bir boşluk hissediyorsun. Sanki üzerinden bir yük kalkmış, çok hafifsin ama bir acayip... Ayakların gelmiyor. Oradaki yaşam tarzını benimsemişsin artık bir şekilde.

» İstanbul’a geldikten sonra nerede çalıştın?

O sırada doğuda komando görevi yapan askerlere çok güzel para veriyordu güvenlik şirketleri. Ben de güvenlik şirketinde çalışmaya başladım.

» Bir şekilde silahla bağın kopmadı yani...

Kopmadı. Birgün şöyle bir şey oldu. Beşiktaş’ta yemeğe çıkmışız, iş arkadaşları falan. Birkaç tane abla var yanımızda, evli. İki tane maganda laf attı. Ben “Nasıl laf atarsın ha” diye bir girdim. Bir dayak yedim kırolardan, bir dayak yedim. Beşiktaş’ta güzel bir kafedeyiz, şemsiyelikler falan var. Artık gözüm dönmüş, şemsiyenin borusu vardır, metal ve ağır bir boru, vurdun mu düşüyor. Bir tanesine bir vurdum, dağıldı, yıkıldı. Ötekine bir tane, olayı iki dakikada çözdüm.

» İşyerinden ne dediler bu duruma?

Oradan değil de ikincisinden benzer bir olay yüzünden atıldım. Beni simit almaya gönderen doktoru vuracaktım. Mesele çıkmasın diye simidi aldık, demesen mi ‘Bu sabah simidi, git öğle simidi al.’ Psikolojin bozulmuş bir kere, her şeyi şiddetle çözmeye çalışıyorsun. İhtilafa düşmüş olabiliriz, medeni insanlar ne yapıyorlar, ya mahkemeye gider ya da konuşur hakkını arar. Ben “mahkeme, konuşayım, falan, filan, amaaan...”

» Kadınlarla ilişkilerin değişti mi?

Askere gitmeden önce çok duygusaldım, mektuplar yazıyordum, şiirler yazıyordum. Ben şiir yazıyordum kızlara.

» Şimdi?

Şimdi nerdeeee. Pat pat. Askerden sonra bitiyor artık.

» Evlendin mi?

İki kere evlendim, iki kere boşandım, bir tane oğlum var.

» Niye bitti evliliklerin?

Hep antisosyalliğimden. “Bugün dışarı çıkalım.” Ay niye çıkalım, ben istemiyorum.

» Şiddet var mıydı ilişkilerinde?

Vardı. Bir kız arkadaşımla olan olayı anlatayım: Sinemaya gitmiştik. Onu harbiden çok seviyordum ama. Kavga çıktı kıskançlık yüzünden. Otoparkta kavga ediyoruz. İki tane vurdum zaten, yüzü gözü dağıldı. Öyle çok uzun bir şiddet değildi ama dozu yüksekti.

» Askerden önce de öyle kavgalara karışan bir tip miydin?

Kavgaya karışmak falan hiç yoktu, askerden önce çok sakin bir insandım ben. Şiddete meyilli değildim ama şimdi şiddete meyilliyim yani. O yüzden pek fazla dışarı çıkmamakta yarar var.

» Şimdi nedir ruh halin?

Üç aydır depresyondayım, içime kapanıyorum, evden dışarı çıkmıyorum. Evliliklerimi bitirdikten sonra da kapatmıştım kendimi. Askerden önceki halimle kıyaslıyorum, hiç kopmazdım böyle. Şimdi o kadar bağlı değilim hayata. Bedavadan yaşıyoruz

Tags: Untagged
0 votes

Yare Tu Zani-Erol Berxwedan

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cuma, 27 Ağustos 2010
in Y
Erol Berxwedan – Yare Tu Zani Sözleri
Ez aşıqê cawe tê mê
Ez aşıqe bejna tê mê
Ez aşıqê soza te mê yare tu zani
Ez aşığê soza te mê yarâ deLaLi
Mal barkîr yar çû zozanâ
Şiwan bêz bêrda xozanâ
Ez bûm qûLiL’kê sêr-dara
Yare tu zani
Ez bum qulil’ke ser dara
Yarâ deLaLi
Ez aşıqê cawe tê mê
Ez aşıqe bejna tê mê
Ez aşıqê soza te mê yare tu zani
Ez aşığê soza te mê yara deLaLi
Yare tu gûL ez bûLbuLûm
Dêşt u çiyan tê dîgêrim
Jı bo na’tê wêz dîmirîm
Yare tu zani
Jı bo na’tê wêz dîmirîm
Yarâ deLaLi
Tags: Untagged
0 votes

Bablisok- Koma Hivron

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Perşembe, 26 Ağustos 2010
in B

KOMA HİVRON BABLİSOK

Bablîsokên vî bajarî
Êşên xemgini ya min
Nêzîkî min dikin dîsa


Bablîsokên vî bajarî
Êşên xemgini ya min
Nêzîkî min dikin dîsa
Dil çemê kulan e

Dil çemê kulan e
Dil çemê kulan e
Dil çemê kulan e

Xem tu yî, xemrevin tu yî
Xem tu yî, xemrevin tu yi
Car caran jî bablîsok
Car caran jî çavên te

Car caran jî bablîsok
Min dikujin
Car caran jî çavên te


Car caran jî bablîsok
Car caran jî çavên te

Car caran jî bablîsok
Min dikujin
Car caran jî çavên te
 

Xem tu yî, xemrevin tu yî
Xem tu yî, xemrevin tu yi

Sibe ye zu, mêvanê dilê min
Xemgînî ?

Sibe ye zu, mêvanê dilê min
Xemgînî ?
Di qeraxa vî dilî de
Hêvî sermest bu ne
Di qeraxa vî dilî de
Hêvî sermest bu ne

Car caran jî bablîsok
Car caran jî çavên te

Car caran jî bablîsok
Min dikujin

Car caran jî bablîsok
Car caran jî çavên te

Car caran jî bablîsok
Min dikujin


RÜZGAR ( HORTUM )

Hüzünlerimin acısını
Yakınlaştırıyor bana yine
Gönlüm acılar nehri
Hüznüm sen, sevincim sen
Bazen gözlerin
Bazen de rüzgarlar
Öldürüyor beni

Sabah erkenden gönlümün misafiri
Hüzün ?
Gönlümün kıyısında
Umutlar coştu yine
Bazen gözlerin
Bazen de rüzgarlar
Öldürüyor beni

Tags: Untagged
0 votes

ÇOCUK ŞİİRİ

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Perşembe, 12 Ağustos 2010
in Blog

Islak topraklar üzerinde
yürüyen sen misin çocuk?
Yalınayak
...Lime lime olmuş elbiselerinle
Issız bucaksız sokak köşelerinde
çaresiz mi kaldın çocuk?
Ekmeğini el çöplüğünde,
Büyük şehirlerin
sana ait olmayan caddelerinde
Sakız, mendil satarak
arayan sen misin çocuk?

Unutma çocuk
Yıllarını yaşamadan geçirdin
Senden çalınan günleri
unutma ki
Büyüdüğünde
seni bekleyenlere inat
Kurtarasın
Senden sonrakini
Bekletildik

Benim sende
Senin onda
Onun sende
Gizlediği pencerede
Yaşamın
Hayallerin
Ötesinde bekletildik
Umudun şafağında
Özgürlüğün tetiğinde
Bekletildik
Bugünün hasretine

Tags: Untagged
0 votes

BİLBİLO-DENİZ DERMAN

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Pazar, 08 Ağustos 2010
in B
BİLBİLO

Bilbil ser şaxĕ çi xweş dixwîne
Rist u helbesta ser diwaşîne
Dilĕ bilbil bi kul u birîne
Wek min hejare kezeb bi xwîne

Bilbilo lo koçero bilbilo
Bilbilo lo xerîbo bilbilo
Bilbilo lo mahkumo bilbilo
Helbesta bilbil çiqaş ji dil tĕ

Axîn u nalîn ji cîgeran tĕ
Ew ji wekî min li zora tĕ
Hĕlîn xerap bu xwîn ji baksan tĕ
Wek min xwînîye Koçer u jare

Li ber xerab bu hĕlîn u ware
Pepuk maye ew bĕ re u çare
Şuna lusĕ wî mexel bu mare
Tags: Untagged
0 votes

Musa Anter'in kardeşi Vetha Anter vefat etti

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Çarşamba, 04 Ağustos 2010
in Blog

Kürt bilgesi Musa Anter'in kardeşi Vetha Anter, tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

.......

kaynak:Arif Altunkaynak
Kürt bilgesi Musa Anter'in kardeşi Vetha Anter tedavi gördüğü hastanede vefat etti.
Geçtiğimiz hafta geçirdiği beyin kanamasından sonra vücudunun bir bölümü felç olan Vetha Anter, dün tedavi gördüğü Diyarbakır Devlet Hastanesi'nde yaşama gözlerini yumdu.
    Diyarbakır'dan Mardin'in Nusaybin ilçesine getirilen Vetha Anter'in Cenazesi Nusaybin Hacılar Mezarlığında toprağa verildi.
    Cenaze törenine Nusaybin Belediye Başkanı Ayşe Gökkan ve DTP Nusaybin İlçe örgütü yöneticileri de katıldı.    
    Nusaybin ilçesi Selahattin Eyyubi Mahallesi'nde bulunan Anter'in evinin önünde açılan çadırda Anter'in ailesi taziyeleri kabul ediyor.
    kurdbook.com olarak Merhumeye yüce Allahtan rahmet ailesine de sabırlar niyaz ederiz

Tags: Untagged
0 votes

Google Görseller arama'sını daha da geliştirdi

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Perşembe, 29 Temmuz 2010
in Blog

Artık googla da bir görseli aradağımız zaman çok daha gelişmiş bir şekilde kullanıcılara sunuyor. Fotoğrafların üzerine geldiniz zaman fotolar otomatik yakınlaştırılıyor. Böylelikle kullanıcı aradığını daha kolay ve net bir şekilde bulabiliyor.

şu adrese tıklayıp değişiklikleri görebilirsiniz.

http://www.google.com.tr/images?um=1&hl=tr&biw=1360&bih=575&tbs=isch:1&sa=1&q=kurdbook.com&btnG=Ara&aq=f&aqi=&aql=&oq=&gs_rfai=

Tags: Untagged
0 votes

Kürtçe yayın yapacak Dünya TV yayın hayatına başladı

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Salı, 27 Temmuz 2010
in Blog
Kürtçe yayın yapacak Dünya TV yayın hayatına başladı
25 Temmuz 2010 Pazar 19:41
tv

TRT 6dan sonra Kürtçe yayın yapacak özel televizyon kanalı yayın hayatına 'Rojbaş' dedi.
.......

TRT 6’dan sonra Kürtçe yayın yapacak özel televizyon kanalı yayın hayatına 'Rojbaş' dedi.
    Samanyolu Grubu'na bağlı Kürtçe televizyon kanalı 'Dünya TV' yayın hayatına başladı.
Gaziantep'ten ulusal yayın yapacak olan Dünya TV, Irak başta olmak üzere Suriye ve diğer Ortadoğu ülkelerinden de izlenebilecek.
    Gaziantep'teki televizyon merkezinde görev alacak ekip özellikle Kürtçe bilenler arasından seçiliyor. Kanalda güncel programların yanı sıra Samanyolu TV'de yayınlanan birçok dizi ve yapım Kürtçe dublajla ekrana gelecek.
    Dünya TV'nin Genel Müdürü ise Samanyolu televizyonunun Ankara Temsilcisi Remzi Ketenciler olacak. Mesut Barzani'ye yakınlığı ile bilinen Peyammer Haber Ajansı da Dünya TV'nin kısa süre sonra yayına gireceğini duyurmuştu.
    Dünya TV'nin uydu frekansı şöyle:  Türksat 3A 11064 V (Dikey) 13000 / kaynak:Nusaybinim.com

Tags: Untagged
0 votes

Tanımadığım Ten-Ahmet Aslan

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cumartesi, 17 Temmuz 2010
in T
Tanımadığım Ten
Yalnizca bir kirintiydin, icime ilk dustugunde
Vakitsiz bir anda…
Bilmedigim bir neden beni alip goturdugunde o yerlere
Keder ve budalaliktan baska yasamin bir anlami varmiydi
Aradigim aski bulduysam, sendedir
ya bu benim icimde dolasanda kimdir
Ya bu benim icimde mekan tutanda kimdir
Adem evvelinden beri bir yanimiz noksandir
neylersin…
Beni bu alemde divane gibi gezdiren sen degilmisin
Geriye kalan yalnizca tanimadigim bu tendir
Tags: Untagged
0 votes

Ali Heyder-Ahmet Aslan

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cumartesi, 17 Temmuz 2010
in A
Ahmet Aslan Ali Heyder
Bıra xeçeliye perskena, ali heyderê mı viyala reze
Qesune gıne ali heyderi, verê jiara sure de beli biye
Wıy leminê wayi wayi, lemın beli biye
Wax lemınê wayi wayi, çerxê na dina gêwre wayi
Çerxê na dina gêwre perskena, nia amo nia ki şiyo
Bıra xeçeliye perskena, ali heyderê mı ebe kemeri
Vanê emser gıno ci kişiyo, ali heyderê wayirê mavzeri
Wıy leminê wayi wayi, lemın beli biye
Wax leminê wayi wayi, çerxê na dina gêwre wayi
Çerxê na dina gêwre perskena, nia amo nia ki şiyo
Tags: Untagged
0 votes

Ahmet Aslan – Qirayis

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cumartesi, 17 Temmuz 2010
in Q

Ahmet Aslan – Qirayis
Layê mi serê xo biye vece mi zerê asîron ra
Remnaye tilisimê herdê dewresê mi remnay
No ke vesneno
Ke mi vesne lao
Haqo ti mearê kesi ser de
Qirayisê mino herd asmen de canê beno
Saire mi sair bi wayirê desdê jano bi
Astarê Koye Tuzugi bi
Doyê waro ruye asmen ra

 

No ke vesneno
Ke mi vesne lao
Haqo ti mearê kesi ser de
Qirayisê mino herd asmen de canê beno

Tags: Untagged
0 votes

Hêy lê (Xezal) - Dengbêj Marûf

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cuma, 16 Temmuz 2010
in H
Hêy lê (Xezal)
De hey lê hey lê...
Were heylê heylê heylê... ku heylê.
Delê lê... bedewê minê Xezalakî rakir ji desta Muşê,
Berê xezala min ketî Hazro û Diyarbekir,
Kêleka Xezala min ketî Meraş û Entabê,
Xezal derbas bu berya vê Mêrdînê
Ezê dikim rabim herim li ba apê xwe jêra bibêjim
Apo xezal guneye li çira xezal diketî destê Roma xayîn
Tirk û Ereb û Ecem li ser Xezalê kombune,
Rûyê wana bi kenîn, devê wan bi xwîne,
Apê min gazîkir digo sûnva herin xezal bêxweyî nîne
Hey lê, hey lê hey lê hey lê...
Were hey lê hey lê hey lê ...
Delê lê bedewê minê xezalek rakir
Ji Qazgol û Bingolê Sûsar û Tekmanê
Berê xezala min ketî Patnos û Tutaxê,
Kêleka xezala min ketî cepheyê Ûris
Xezal derbasbû li bajarê Simko welatê Kurdistanê,
Ezê dikim rabim herim li ba apê xwe jêra bibêjim
Apo xezal guneye çira diketê destê roma xayîn,
Tu gazîke li kal û pîrê Kurda
Bira bibêje keç û xortê hemî bi xezalê bêne îmanê
Hey lê hey lê, hey lê hey lê, ... Were hey lê hey lê hey lê... Were hey lê hey lê hey lê hey lê...
Eman hey lê hey lê hey lê...
Delê lê bedewê minê Xezalek rakirî ji Kerkûkê ji Kirmaşanê,
Berê xezala min ketî Zaxo û Dihokê
Keleka xezala min ketî Qamişlokê, Amudê, Afrînê,
Ezê dikim rabim herim li ba apê xwe jêra bibêjim:
Apo xezal guneye çira xezal diketî desta Roma xayîn?
Tu qazîke li keç û xortê Kurda, bibê ne Xezal li benda we hemî ya sekinîye Hey lê, hey lê hey lê hey lê hey lê ku hey lêê...
Gotin û Muzîk: Dengbêj Maruf
Tags: Untagged
0 votes

Mîr Beg-Dengbêj Marûf

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cuma, 16 Temmuz 2010
in M
Mîr Beg
Lo lo Mîro bejina bavê Mîrbegê min zirave pepuk ezim ji taka rihana li dev beyara hey were hey were...
Mîro ne mij’ tera digo neke bi gura alaybegê sozê Şêxê wara.
Pepûk ezim berê bavê Mîrbegê min dan bajarê Stembola şewitî dûrê dera be
Destê min nagê jî Mîrbegê min derbaskirin ji sindaqê bîstûçar duwale ecnebî li nav neyara hoy were hoy were...
Eman were eman were...
Mîro ne mi ji tera digo bi gora min bike
Ne ji berê da Rom xayîn e me dixapîne
Ax ez dimirim dimrim lo wez nemînim
Ez ditirsim bimirim lê bavê Mîrbegê xwe nebînim.

Lo lo Mîro bejna bavê Mîrbegê min zirav e pepûk ezim ji tak rihana
Ro bi ro ye iro li kêleka milê bavê Mîrbegê min dihatî dengê borîna delu Qasoye, hoy were ê hey hey hey were hey were.
Eman were eman were mîro min ji tera digo tu bi gura min bike neçe lezke ha lezke were. ax ez dimirim ez dimirim Ax ez dimirim lo wez nemînim ez ditirsim dawîya dûnyayê mirine hewî ez bavê Mîrbegê xwe nemînin Lo lo Mîro vê sibê walîyê Mûşê mistesarê Bilîsê rûniştin bi hevra şêwirkirin bi xayînî şandin pey bavê Xelîlê min ji mal siwarkirin di nava qîz û bukên Xûytira derbas kirin. Mîro nê mi ji tere digo xema neke xem xirave çiqas qeyd û zincîr Sultan Ebdulhemîd Paşa hebûn mi bihistîye pepuk ezim gişt ji bo xatirê mala me çêkirin hazirkirin hey were hey were ...
Eman were eman were...
Mîro ne mi ji tera digo bi gora mi bike Rom xayîne me dixapîne Ax ez dimirim lo wez nemînim ez ditirsim bimirim dawiya dinyayê mirine bavê Mîrbegê xwe nebînim....
Gotin û Muzîk: Gelerî
Herêm: Serhed
Çavkanî Dengbêj Şakiro
Tags: Untagged
0 votes

Mîrê Min-Dengbêj Marûf

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cuma, 16 Temmuz 2010
in M
Mîrê Min
Mîrê min, mîrê min mîrê min...
Heyla dayê çavê xwe digerînim nagerênim kanê Şêxê min
Mîro de rabe bi çiyayê Bîngola şewitî diketim ji dilê min û tera bi mije lê bi dûmane,
Lê belkî agirê kulê têkeve mala Misto Kemale
Çawa rakirin fermana serî Kurda
Birîna serê Şêxan û melane hela binêr meclîsa Enqerê de dayê lê lê hev
civyane
Ji bo xeniqandina Şêx Seîd efendî bavê Şêx Elî Riza temamê mebusa wê qirar dane
Hela rabe binêr li tivingê destê teresê cendirmane, lawo mêzebike li sîtemê milê wê polîsane
Ez çûme Diyarbekira rengîn min bala xwe dayê temamê sofî, mirîda lo lo hev civyane
Xorta pişta xwe dane dîwara, dibarînin hêsirê belek çavane
Mi gotî keko ez nizanim çi bû, çi qewimî, çi cirîya?
Ji mi ra digotin mala te xirabe tu nizanê dunzde heb milletwekîlîyê Tirkan, li Bitlîsê lo lo hev civyane
Rakirine fermana serî Kurda dayê birîna serê Şêxane.
Şêx Seîd efendî anîne Diyarbekirê li ber bendane,
Bend avêtin qirika Şêx Seîd efendî ewê gavê teze min zanîbû xwelî li nava çavê me hemyane...
Mîrê min, mîrê min, mîrê min, mîrê min...
Le dayê wezê çave xwe digerînim nagerînim nizanim kanê Şêxê min?

Mîro de rabe bi çiyayê Bîngola şewitî diketim lo lo ha bi ceye
Agirê kulê têkeve mala Misto Kemal çawa rakirê fermana serê Şêx û Mellê me ye
Hele rabe Eskerê Misto Kemal derketê ji çiyayê Bîngolê tê ji pale tokan da dayê firqe bi firqeye.
Kesekê tune cewabê bide Celalîya li peyê Silêmanê Ehmed dayê bavê Ferzende ye
Jêra bibêje mala te xirabe Şêx Saît efendî birin Dîyarbekir li ber benda
Bend avêtin qirika Şêx Saît efendî
Şer’a dînê Nebî Mihemed Peygamber evê tiştê qebûl nakin, di nava me de pir gune ye...
Mîrê min, mîrê min, mîrê min....
Heyla dayê çavê xwe digerînim, kanê Şêxê min...
Gotin û Muzîk: Gelerî
Herêm: Serhed
Çavkanî: Dengbêj Zahiro
Tags: Untagged
0 votes

Eba Reşo -Dengbêj Marûf

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cuma, 16 Temmuz 2010
in E
Eba Reşo
Eba reşo ho ho ho lo eba sûrme kuro boz
Dibînê lawkê mi da kirme kirme lo lo kuro
Jina çi têkeve destê kotîyê mêra ne tê kuştin li dara
Dunyayê ne tê berdan
Çiqa zûlme eman eman eman gidî
Hêdî bajo, siwaro ez bi tere

Eba reşo ho ho ho lo eba kezî
Kuro eba li nava ca dihejî lo lo
Kuro ew agirê di dilê mi da dişewite
Hêvîya min heye ji Xwedê çîkekî
jê bifire dilê te jî eman eman eman
gidî hêdî bajû siwaro ez bi tera

Eba reşo ho ho ho lo eba tazî kuro
Tu pê bi pê di ser serê min û bavê mira
Hati lo lo kuro lawo te ne ez kuştim,
ne ez revandim li serê rê û dirba kirim
fena kewek petî eman eman eman gidî
Hêdî bajû siwaro we te ra
Gotin û Muzîk: Dengbêj Reşo
Herêm: Serhed
Tags: Untagged
0 votes

Zer Mircan

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cuma, 16 Temmuz 2010
in Z

Zer Mircan
Zer mircan iro iro
Dik wan da diki nivro
Ro li me bu sed u si ro
Zer mircan mircan mircan
Zer mircan nal gerdeni
Zer mircan işev işev
Dik wan da dike nive şev
Şev li me bu sed u si şev

 

Tags: Untagged
0 votes

Çarî yar-Agire Jiyan

Posted by Necmettin Akan
Necmettin Akan
Günaydın sabah yüzüm, Mavi denizim, Engin dalgam. Sana dinginliğin içinden bir d
User is currently offline
on Cuma, 16 Temmuz 2010
in C-Ç

Çarî yar
Porsorê xizim zerê
Çarî yar yar yar yar, çarî yar yar
Porsorê xizim zerê
Çarî yar yar yar yar kemberê
Xwezgînî hatine berê
Çarî yar yar yar yar, çarî yar yar
Xwezgînî hatine berê
Çarî yar yar yar yar kemberê
Çarî yar yar yar yar, çarî yar yar

 

Çarî yar yar yar yar kemberê
Kember mılê min tê da
Çarî yar yar yar yar, çarî yar yar
Kember mılê min tê da
Çarî yar yar yar yar kemberê
Min xwestî bavê nêda
Çarî yar yar yar yar, çarî yar yar
Min xwestî bavê nêda
Çarî yar yar yar yar kemberê
Çar yar diçin eywanê
Çarî yar yar yar yar, çarî yar yar
Çar yar diçin eywanê
Çarî yar yar yar yar kemberê
Hevra digrin govendê
Çarî yar yar yar yar, çarî yar yar
Hevra digrin govendê
Çarî yar yar yar yar kemberê

Tags: Untagged
0 votes