Rıdvan İmre
ÇANAK ANTEN TERÖRÜ !!!
Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar çözülemeyen veya çözülmesi istenmeyen Kürt sorunu gündemimizi her şekilde işgal etmektedir. Kadim Kürdistan toprakları yüzyıllardır kanlarla ve gözyaşlarıyla sulanmaktadır, bu topraklarda, kim egemenlik kurmak istemişse bu topraklarda yaptıkları ilk şey Kürtleri katletmek ve yok etmeye yönelik çalışmalar olmuştur. Ama geçmişteki devletlerin ve yönetimlerin hiç biri son yüzyıldaki devletler ve yönetimler kadar Kürtlere zulum ve işkenke yapmamışlardır.Geçmişte sadece vergiler, egemenlik ve idari sorunlardan kaynaklı Kürtler katledilirdi ama günümüzdeki devletler bundan tamamen farklı olarak Kürtleri, hem fiziksel hemde kültürel bir soykırıma tabi tutmaktadırlar. İşin acı kısmı ise, yapılan bu soykırımlar hep kardeşlik edebiyatı ve demogojisi içersinde yapılmaktadır. Yani bizlere her kardeşiz dendiğinde katledilmekteyiz, tecavüze uğramakta ve inkar edilmekteyiz. Bize kardeşiz diyen İran devleti her hafta bir Kürdü idam etmekte ve Kürtleri yok saymakta, kardeşiz diyen Irak devleti 700 bin Kürdü öldürdü, kardeşiz diyen Suriye devleti Kürtlere bir kimlik bile vermemekte ve onları katletmekte, kardeşiz diyen Türkiye devleti yıllarca Kürtleri katletti ve daha düne kadar Kürtleri tanımıyordu ve yok sayıyordu. Yani kısacası Kürdistan coğrafyası dört parçaya ayrıldığından beri Kürtlerde, kan ve göz yaşı durmadı. Kürtler bu zulümlere karşı daima başkaldırdılar ve direniş gösterdiler fakat başarılı olamadılar. Ne yazıkki öyle bir coğrafyada yaşıyoruzki hemen hemen bütün emperyalistler ve bu emperyalistlerin ortadoğudaki uşakları ve piyonları olan türk, arap ve fars devletleri Kürtlerin özgürlük isyanlarını ve yaşam tutkularını bastırmada, kullanmadıkları kirli savaş yöntemi kalmadı. Kürtleri; kimyasal bombalarla, toplu katliamlarla, faili meçhullerle yok etmeye çalıştılar, olmadı; kültürel yoksayma ve asimilasyonlarla, o da olmadı dışkı yedirerek ve tecavüz ederek onurlarını kırıp bu sefer bu şekilde yok etmek istediler. İşte bu son çanak anten söylemi bu yok etmenin son halkası ve dışavurumudur. Çünkü Kürtlerin onurlarını kırıp Kürtleri yozlaştırmak istiyorlar, yozlaşmış bir halk sistem için tehlike olmayacaktır. Bugün sistemin en büyük psikolojik savaş aracı basın ve medyadır, medya üzerinden Kürtlerin binbir türlü emeklerle oluşturduğu değerler üzerine hakaretler edilmekte ve bu hakaretlere sistemin sözümona demokratları ve aydınları ses çıkarmamakta ve sessiz kalmaktadırlar. Son olarak sistemin medyadaki psikolojik savaş neferi olan Candaş Tolga Işık embesilide Kürtler üzerine bir alan çalışması yapıp, bu alan çalışmasını yazarı olduğu posta gazetesinde yayınlamış ve konusu da Kürtlerdeki çanak anten kullanımı olmuş. Candaşa göre çanak anten kullanımının nedeni 70’lik dedelerimizin, çocuklarımızın ve gençlerimizin porno izlemek istemeleriymiş ve devamında bunları yapanların ensest ilişkiler yaşamasıymış. Candaşa göre yaşanan ensest ilişkilerin sonucunda töre cinayetleri ortaya çıkıyormuş. Baktığınız zaman bu embesilin bir sosyalbilimci olduğunu düşünebilirsiniz ama öyle değil çünkü bu adam biyoloji okumuş ve genetik üzerine farklı ülkelerde eğetim almış kısacası sosyal bilimlerle uzaktan yakından bir alakası yok. Ama mesele Kürtler olunca bu ülkedeki en ezik vatandaştan tutun, farklı iş kollarındaki mesleklerin ve devletin farklı kademelerinde ve en tepesindeki adama kadar herkes Kürtler hakkında bir sosyalbilimcilik yaparlar buda bu ülkedeki faşizmin ne kadar derin olduğunu göstermektedir. Batıda ki adam ablasını veya kardeşini öldürdüğünde yasak aşk cinayeti oluyor ama bir Kürt bunu yaptığında töre cinayeti oluyor, turist yarım yamalak türkçe konuştuğunda ’’ tatlı’’ oluyor ama Kürt yarım yamalak türkçe konuştuğunda ‘’kıro’’ oluyor kısacası Kürtlere karşı ötekileştirme, herzeminde ve her şekilde yapılıyor. Bu Candaş embesilide bölgeye gitmiş iki ay kalmış evlere girmiş Kürtlerin ekmeğini yemiş ve Kürtlere iftira atmaktan da hiç sakınmamış. Bölgede açılan toplu mezarları konuşacağına, ana dildeki yasaklamaları konuşacağına, KCK davasındaki hukuksuzluğu konuşacağına, yoksulluğu konuşacağına gidip Kürtlere iftira atmayı yeğlemiş. Siirt ve Vandaki devlet personellerinin küçük çocuklara yaptığı tecavüzler zaten candaşın gündemine giremiyor bile. Devlet eliyle YİBO larda çocuklara tecavüz edilmekte ama o bunuda görmüyor onun gördüğü tek bir şey var, oda Kürtlerin binbir türlü emekle oluşturduğu Roj tv. Evet o bunu görüyor ve bizde görüyoruz; onun gördüğü Kürt özgürlük hareketinin Kürtlere kazandırdığı değerler ve kazanımlar, bizim de gördüğümüz meşe ağacının dallarının candaşın bir tarafına batması ve bunun acısını hissetmesidir. Son yıllara baktığımızda bu tür haberler artık yaygınlaşmaya başlıyor yani onurumuz ve şerefimiz üzerine olan konuları sık sık gündeme getirmeye ve bunları toplumsal kamuoyu oluşturacak şekilde bir ortam yaratmaya çalıyorlar. Bugün öyle faşist bir ülkede yaşıyoruzki çarpıtılmayan veya hakaret edilmeyen bir halk yok. Bu faşist ülke halkların isimlerini bir küfür olarak veya yozlaştırarak kullanmaktan çekinmeyen bir ülke. Baktığımız zaman Ermenilerin ismi bir küfür olarak kullanılmaktan hiç çekinilmiyor aynı zamanda Rus kadınlarının nataşa olarak çağrılıp ve her Rus kadınına hayat kadını muamelesinin yapılması gibi. İşte biz Kürtleri de bu hale getirmek istiyorlar. Bunun en güzel örneği Rize belediye başkanın Kürt sorunun çözümü için önerdiği 2. Eş yöntemi. Bu adam türklerin birinci eşlerinden sonra aldıkları 2. Eşlerini Kürtlerden seçerlerse, bu sorunun çözülebiliceğini savunuyor yani geçmişte, ingiliz krallarının iskoç halkına yönelik uyguladığı bu melezleştirme ve asimilasyon yönteminin aynısını Kürtlere de uygulanmasını istemektedir. Bugün bölgede bazı şehirlerimizin köylerinden çok yoksul ailelerden küçük kadınlar satın alınıp karedeniz ve batı bölgelerine yaşlı dul adamlara veya evli adamlara satılmaktadır. Bu şekilde hem Kürtleri melezleştirip asimilasyona tabi tutmakta hemde Kürtleri kendi köleleri olarak kullanmaktadırlar. Bunlar hep sistemin Kürtler için kullandıkları son yöntemlerden sadece bazıları çünkü daha nicelerinin olduğunuda çok iyi biliyoruz YİBO larda ki okullardaki tecavüzden tutun, Kürt kadınlarının kısırlaştırılmaya çalışılmasına kadar daha niceleri vardır. Bundan dolayı Candaş Tolga Işık ın söylediklerine şaşırmadım çünkü düşmanlarımız maalesef dürüst ve yiğit değiller ellerinden gelse bütün Kürtleri öldürmeye çekinmezler ve o derece faşistler. Kirli savaş onların savaş anlayışının bir parçası maalesef, bundan dolayı asıl önemli iş burada bize düşüyor. Bu tür saldırılara karşı uyanık olmak bizlerin olmazsa olmaz görevidir. Kürtler bu faşistlere tükürdüklerini yalatmakta artık ustalaşmıştır. Geçmişte Kürt yoktur deyip, bugün eğer 24 saat yayın yapan bir Kürtçe kanal varsa tükürdüklerini nasıl yaladıklarının göstergesidir. Bundan dolayı ilerde de bu faşist grupların hepsi bugünkü balgamlı tükürüklerinide yalayacaklardır. Tabi eğer biz Kürtler birlik olup bu faşistlere karşı hep birlikte mücadele yürütürsek başarılı olabiliriz.
RIDVAN İMRE
DYG Aktivisti
NOT: Embesil kavramı bilimsel terminolojideki anlamıyla kullanılmıştır.
