EasyBlog

This is some blog description about this site

Subscribe to feed Latest Entries

video amed

Posted by Ayşe Keskin
Ayşe Keskin
Selam hevale min
User is currently offline
on Pazar, 08 Ocak 2012
in Uncategorized

Tags: Untagged
0 votes

Amed helbest

Posted by Ayşe Keskin
Ayşe Keskin
Selam hevale min
User is currently offline
on Pazar, 08 Ocak 2012
in Blog

Ey ameda bi nav û deng
Ger nemîne tar û ceng
Paytexta hebûna min tiwî
Rêça saza evînê her tiwî
Çira armenca her bilind tiwî
Dijmin ji nav xwe bêne der
Bi xebat û kar û ber
Aştî daxwaz û hêviya tebî
Hey hawar û sed hawar
Yekîtî armenc û nîşana tebî
Hey warê hêja û kevnar
Tû hêviya hemî kurdanî
Tû bûka gelê kurdistanî
Ey ameda bi şax û ber
Dijmin ji nav xwe bêne der
Bi yek destî hildin jor
Ala sipî û zer... kesk û sor
Dijmin dimîne dijmin
Qet nabe dost û birader
Barê giran û pir giran
Ser milê te êş û jan
Pêşeroj roja teye
Dereng nemîne roj dibhure
Serfirazî daxwaza teye
Ey ameda tev jin û mêr
Hemî egîdin wekî şêr
Dildarê jiyanek nûjen Dimînim
Wêneya amedê zindî bibînim
Tû hêlîna hemî kurdan
Paytexta xaka kurdistan

Tags: Untagged
0 votes

Congratulations! You have successfully installed EasyBlog!

Posted by nese
nese
Ve söz veriyorum, Kırmızı rujlu sokakların Aşağılık pazarlıkların Adı anılmayaca
User is currently offline
on Cumartesi, 07 Ocak 2012
in Uncategorized

Thank you for making the right decision to start blogging in your Joomla! website.

0 votes

Dûr

Posted by ahmed hassan
ahmed hassan
Pênûs ji hêz ket, lênûsk bû wek behr
User is currently offline
on Cumartesi, 12 Kasım 2011
in MyBlog

Di serde avêt, geh stêrkên çavê min geh jî dilsojiya dengê min.Tije bû,Dilê min bu cihê keser û bêrîkirinê,Ma te jî ne dît heval, ez pare pare bûmDûrbûn disa para min bû,

Tags: Untagged
0 votes

Kemanı Ağlatan Kemanist, Farid Farjad Hayatı

Posted by mario
mario
Ya hemu.. ya jî na..
User is currently offline
on Salı, 27 Eylül 2011
in Blog

Farid Farjad

Farid Farjad, 1938 yılında İran'ın Tahran kentinde dünyaya geldi. 1966 yılında Tahran Müzik Konservatuar’ında klasik müzik üzerine mastır yaptı. Daha sonraki dönemde Tahran Senfoni Orkestra’sında bir çok görev aldı aldı.Fars Halk Müziği’nde çok derin bir birikime sahip olan Farjad, keman ile batı klasik müziği üzerinde de çalışmalarda

Tags: Untagged
0 votes

Google Plus Yayınlandı

Posted by mario
mario
Ya hemu.. ya jî na..
User is currently offline
on Perşembe, 22 Eylül 2011
in Blog

Facebook'a büyük bir rakip olacak hatta facebook'u bitirecek diyebileceğim google + artık yayında. Gerçektende siteyi incelediğimizde ne kadar harika bir sistem yaptıkları belli oluyo. Kullanımı oldukça kolay ve çok fazla özellik var Herkese tavsiye ederim.

Buradan giriş yapabilir yada üye olabilirsiniz.

https://plus.google.com/

Eğer gmail hesabınız varsa direk oalrak gmail hesabınızla giriş yapabilirsiniz.

Tags: Untagged
0 votes

Bediüzzaman Mela Saidi Kürdi’nin Kürtlere Nasihatı

Posted by emin
emin
http://haberturkblog.com/?p=1914
User is currently offline
on Cuma, 09 Eylül 2011
in Düşünce

Ey Kürt Halkı!

İttifakta kuvvet, ittahat’ta hayat, kardeşlikte saadet, hükümette selamet vardır. İttahadin örgüsünü ve muhabbetin şeridini (ipini) sağlam (sıkı, güçlü) tutun ki sizi belalardan korusun, İyi dinleyin size bir şey söyleyeceğim:

Biliniz ki üç cevherimiz vardır; kendilerini bizden koruyorlar, Biri İslamiyettir; ki binlerce şehit, kanıyla bedelini ödemiştir.


İkincisi insaniyettir; ki bu yolda kendimizi başkalarının nazarında aklımızla, kibarlığımızla (dürüstlüğümüzle) ve insaniyetimizle dünyaya göstermeliyiz.

Üçüncüsü millîyetimizdir, ki bize meziyet verdi; eskiler ki iyilikleri ile yaşıyorlar, biz çalışmalarımızla, milliyetimizi korumakla ruhlarını kabirlerinde şad edelim.

Sonrasında üç düşmanımız vardır, bizi bozan;
Birincisi yoksulluktur. İstanbul’un kırk bin hamalı bunun şahididir.
İkincisi cehalet ve okumamaktadır; ki bizden bin kişiden birinin gazete okuyamaması bunun delilidir.
Üçüncüsü düşmanlık ve îhtilaftır ki bu mesele kuvvetimizi (gücümüzü) düşürmektedir (bizden almaktadır), bizi terbiyeye müstehak etmekte ve hükümet te insafsızlığından bize zülüm ediyordu.
Bunu anladıysanız biliniz ki çaremiz şudur; üç elmas kılıcımızı elimize almalı, ta ki üç cevherimizi elimizden bırakmayıncaya, üç düşmanımızı üzerimizden atıncaya kadar…
İlk kılıç: Marifet ve okumaktır.
İkincisi: İttifak ve Millî muhabbettir.
Üçüncüsü; kendi nefsi ile çalışanlara ve sefiller gibi başkalarının kudretini ummamak ve sırtını dayamamak..
Ve son vasiyet:
Okumak, okumak, okumak…
El ele vermek, el ele vermek, el ele vermek…

Molla Said Nursî

Bu yazı Bediüzzaman tarafından Kürtçe olarak kaleme alınmıştır. 1908 yılında Kürt Teawun ve Teraqqi gazetesinde yayınlanmıştır.

Tags: Untagged
0 votes

DÖRT SAATE YAŞLANMAK..

Posted by Baran Batun
Baran Batun
Em jî li pirtûkén xwe em jî li wéjeya xwe û nivîskarén xwe xwedî derkevin.Hez bi
User is currently offline
on Çarşamba, 29 Haziran 2011
in Blog

2003 yılındaydı... Televizyonun başında oturmuş kanallara tek tek bakarak zaman geçiriyordum ekran başında ve birden Asım Yıldrırım' ın haber programının sonunda sunduğu Bir Yudum Hikaye bölümüne denk gelmiştim ki ilk defa görüyordum bunu. Haber programının sonunda izleyenlere hikaye anlatmak garip gelmişti ve kulak kabarttım. Aım Yıldırım, Sezen Aksu' nun Belalım şarkısının enstrumantel müziği eşiliğinde sunmaya başladı hikayesini. Hikayenin adı Bir Gecede Yşlanmak' tı. Kanalaı değiştireyim mi değiştirmeyeyim mi diye düşüne durayım hikaye çoktan başlamıştı anlatılmaya ve ilerledikçe daha da büyük bir odaklanmış bir halle dinlemeye başladım bu hikayeyi... Sonraları bir çok kez bu beğendiğim enfes hikayeyi programlarda dinleyenlere sundum. Peki, nasıl bir hikaye miydı? Buyrun, bu hikayeyi paylaşıyorum sizlerle.

Tags: Untagged
0 votes

Swiss watch brand introduce ghd GREEN ENVY style

Posted by veggie11
veggie11
veggie11 has not set their biography yet
User is currently offline
on Salı, 28 Haziran 2011
in Blog

Swiss watch brand introduce ghd GREEN ENVY style wearing Omega watches,ghd store, on behalf of achievement and perfection, this Omega Watch industry and the advertising industry have known the name comes from the Greek alphabet (omega), began in 1848, popular fake handbags taste on people. Omega in sailing, track and field, swimming and other world-class events as the standard time. and often sponsored by Omega European golf tournament, won the first Olympic Games as much as the designated timer up to 30. Omega is the first one is the only one to be worn soccer jerseys over the moon watch. Omega also invited a number of celebrities as image mens swiss watch ambassadors, such as We are familiar with Formula One champion Michael Schumacher, figure skating flower girl dresses champion Chen Lu, the Swiss number one tennis player Xindi Si, yacht racing Peter. Blake, Sir, golfer Ernie. Ax, Pierre period. Brosnan, Xin Di. Crawford, qi, and so all the top people. 2, Longines LONGINES (Switzerland) originated wedding dresses in the year 1832, watchmaker Augustus. has been designed around the world are beautiful elegant style, exquisite workmanship of the watch, known altar table. Longines brand philosophy of Li He image of the former spokesman for Longines, Hepburn, 50 years from the world of warcraft gold last century has been loved by the people, in people's minds forever elegant, noble. when we say that when a person is very elegant, the most important is her experience and training, this is a must to experience many of the flavor comes out from the wow gold heart. wards and recognition by the world.

Tags: Untagged
0 votes

BDP HATA YAPIYOR

Posted by mario
mario
Ya hemu.. ya jî na..
User is currently offline
on Cumartesi, 25 Haziran 2011
in Blog

Kürt hareketi osmanlı kurtuluş savaşı dönemindeki Atatürk politikasını uyguluyor ve malesef bizi çok büyük bir felaket bekliyor. Bizim siyasetçilerimiz herşeyi kürt milleti için yaptıklarını dile getiriyor ama malesef ubu zamana kadar kürtler için yaptkları hiçbir şey yok. Tek işleri var kürt gençlerimizn temiz duygularıyla oynayıp siyasi rant sağlamak. tüm bölgemize bakarsanız kürt siyasetçilerimizin bizler için somut bir ürününü bulamazsınız. Kürt milletini yıllarca Türk hükümeti sömürdü, şimdi ise BDP sömürüyor malesef. Bizler aydın kürtler olarak bunu dile getirmemiz lazım... Allah yardımcımız olsun..

Tags: Untagged
0 votes

Mehmed Uzun - Mirina Kalekî Rind

Posted by ahmed hassan
ahmed hassan
Pênûs ji hêz ket, lênûsk bû wek behr
User is currently offline
on Cuma, 17 Haziran 2011
in Blog

Wê behsa peyv û hêza peyvan dikir. Hevoken wê yên pêşîn qet ji bîra min narin. Wê weha digot; “û peyv bûn ew mekanên ku meriv tê de hevûdu dibînin… mekanên wisan ku MIN û TE, EZ û TU li wê derê dibin EM û EM. Ev mekan, mekanên wisan in ku li wê derê azadî hêza esasî ye û dan û standin, hevpeyvîn, hevûdu famkirin celeba esasî ya jiyanê ye. Herweha, tiştê herî girîng, ev mekan; me, yanê merivan radigihînin cîhaneke wekhev. Cîhaneke wisan ku li wê derê peyv û şixul, qise û kirde hevûdu temam dikin û wekhev in. Ew li ser wekheviyekê ava dibin.”

(Rûpel 69)

Tags: Untagged
0 votes

Atatürk Kazım Karabekir'i Kullandı mı?

Posted by mario
mario
Ya hemu.. ya jî na..
User is currently offline
on Perşembe, 19 May 2011
in Blog

Kurtuluş Savaşı'nı gerçekleştiren en önemli isimlerden Kazım Karabekir Cumhuriyet'in kuruluş yıllarında tarihten silinir. Mustafa Armağan'ın Timaş'tan çıkan yeni kitabı "Kazım Karabekir'in Gözüyle Yakın Tarihimiz - İstiklal Savaşı'nın İç Yüzü" yakın geçmişimizle yüzleşme sürecine ciddi anlamda katkı sağlayacak nitelikte. Armağan kitabında onun yaptıklarının ve yaşadıklarının izini sürüyor

 

İnkılap tarihlerimizin neden "Tarih" sıfatını hak etmediğini anlamak için Kâzım Karabekir Paşa'nın hayatına bakmak yeterli olacaktır. Sadece birkaç fersiz cümlede geçer ismi. Resmi bile son yıllara kadar ders kitaplarında hemen hiç yer almazdı. Hatta bazılarına kalırsa "rejim düşmanı, Hilafetçi ve hain"di. İyi ama ne yapmıştı Paşa bu hakaretleri hak etmek için?

Karabekir Paşa'nın askeri ve siyasi hayatında haksızlıklara uğraması yetmiyormuş gibi, tarih kitaplarından da emekleri silinmişti. Doğu Cephesi'nde zafer üstüne zafer kazanarak makûs talihimizi yenen Paşa, Sevr'i yırtan ilk antlaşmanın altına imza atmıştı. Savaş sonunda adına "Şark Arslanı" diye posterler basılıyor, özellikle Doğu'da savaşın gerçek kahramanı sayılıyor, adı efsaneleşiyordu.


Ne olduysa savaş sonunda oldu ve Karabekir önce ordudan uzaklaştırıldı, derken Meclis'te mücadele ederken görüldü, sonra partisi kapatıldı ve ertesi yıl İstiklal Mahkemesi'nde idamla yargılandı. Gözetim altında tam 13 yılını geçirdi. İstiklal Savaşı'nı birlikte başlattığı ve en zayıf anında "Emrinizdeyim Paşam" diye desteklediği Mustafa Kemal Paşa ve çevresinin tanınmaz hale gelişine eserleriyle muhalefet etti.

İstiklal Savaşı'nı kardeşlik duygularıyla birbirlerine bağlı bir kadro vermişti. Ancak asıl savaş bundan sonra başlamış, iktidar rüzgârı, İstiklal Savaşı'nın İlk Beş'inden dördünü idam sehpasının önüne fırlatmıştı. Suçları neydi? Muhalefet etmek. Peki savaşı esaretten kurtulmak için yapmamışlar mıydı? Şimdi de hem kendi haklarını, hem de milletin haklarını savundukları için darağaçlarının gölgesinde bir hayata mahkûm ediliyorlardı.

İşte herkesin sustuğu bir zamanda Karabekir tek başına muhalefet bayrağını açtı ve basının önüne çıktı. İstiklal Savaşı'nı sanki sadece Mustafa Kemal Paşa yapmış gibi anlatılıyordu. Oysa Karabekir Paşa diyordu ki: "Onu Anadolu'ya gelmeye ben ikna ettim. Hatta bir ay önce, 19 Nisan 1919'da Trabzon'a çıktım..."

Karabekir, Mustafa Kemal'in önce Bolşeviklik daha sonra ise Amerikan Mandası istediğini hatta bu niyetle Amerikan Senatosu'na bir mektup yazdığını anlatıyor.

Mondros Mütarekesi'nin Atatürk'ün yazdığı mektup sonucu imzalandığını da söyleyen Karabekir, Mustafa Kemal'in Milli Mücadele boyunca istikrarlı bir çizgi izlemeyip sürekli zigzaglar çizdiğini anlatıyor. Atatürk'ün bir diktatörlük hevesi içinde olduğunu Fevzi Çakmak'tan duyduğunu yazan Karabekir, kendisinin, Atatürk'ü mandacı düşünceden istiklal düşüncesine çektiğini de belirtiyor. Fevzi Çakmak'ın milli mücadeleye katılmadan önce Atatürk'ün hedefinde olduğunu ileri süren Karabekir, Mustafa Kemal'in Fevzi Çakmak'ı öldürmeyi planlayacak kadar ileri gittiğini de iddia ediyor.

Mustafa Kemal'in Erzurum Kongresi öncesi askeri üniforma giydiğini, delegelerin ise bunun hala padişaha sadakat anlamına geldiğini söyleyerek Mustafa Kemal'den üniformasını çıkarmasını istediğini anlatan Karabekir, Atatürk'ün delegelerin isteğine uyarak kongreye girebildiğini dile getiriyor. Mustafa Kemal'in milli mücadele fikrini sonradan benimsediğini söyleyen Karabekir, öncesinde Atatürk'ün padişahın hükümetinde bakan olmak amacında olduğunu dile getiriyor

Tags: Untagged
0 votes

DİLBERA DİLA

Posted by taha
taha
taha has not set their biography yet
User is currently offline
on Pazartesi, 25 Nisan 2011
in Blog

   DİLBERA DİLA

 

Deriye dile xu vékiriye

Kursi daniye ber deri

Bivé mewan ey dilberi

Mâla xali şênahî bike

 

Şev direjin be yar navé

Tene héwya min naye

Xéwn nay héta sere sibe

Şev direş divîn mina meha

 

Esmer dilbera dilayi

Canana mâlu xanayi

Mina hilala şeveyi

Nergiza bağe dılayi

 

Dilber âwa kevseriye

Çira mala vî pepûkiye

Sale wéxt kalp valâye

Li hêviyê esmereye

 

 

                        TAHA  25.04.2011

Tags: Untagged
0 votes

"ENDAMÊN SERBIXWE,JIYANA AZAD...(BAĞIMSIZ ADAYLAR,ÖZGÜR YAŞAM...)

Posted by diyar atilla
diyar atilla
diyar atilla has not set their biography yet
User is currently offline
on Cuma, 15 Nisan 2011
in Blog

BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE OLMAYAN YÜZDE 10'LUK BARAJ YÜZÜNDEN SEÇİME BİR KEZ DAHA BAĞIMSIZ ADAYLARLA GİRME KARARI ALDI...BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ HAZİNE YARDIMINDAN HAKSIZ BİR UYGULAMA İLE MAHRUM BIRAKILMASINA RAĞMEN VE GEÇEN SEÇİMLERDE  BAĞIMSIZ ADAYLARADAN ALINAN 400 LİRANIN YAKLAŞIK 8 BİN LİRAYA ÇIKARILMASINA RAĞMEN KENDİ ÖZ GÜCÜNE VE HALKININ DESTEĞİNE GÜVENEREK  SEÇİME GİRİYOR...ARALARINDA GENEL BAŞKAN YARDIMCILARI,İL BAŞKANLARI,BELEDİYE BAŞKANLARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE 2000'DEN FAZLA ÇALIŞANNIN YAKLAŞIK 2 YILDIR TUTUKLU BULUNMASINA VE SİYASİ SOYKIRIM OPERASYONLARININ TEKRAR BAŞLAMASINA RAĞMEN BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ SİVİL SİYASETTE ISRAR ETMEYE DEVAM EDİYOR...BAŞTA AKP OLMAK ÜZERE SİSTEM PARTTİLERİNİN "ETNİK PARTİ" OLARAK LANSE ETMELERİNE İNAT SÜRYANİSİNDEN ARABINA,KÜRDÜNDEN TÜRKÜNE KADAR TÜM TÜRKİYE'Yİ TEMSİL EDEN RENK VE KİŞİLERLE BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ SEÇİME GİRİYOR....TÜM OLUMSUZLUKLARA İNAT MİLYONLARCA HALKININ DESTEĞİ İLE BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ 44 İLDE 66 BAĞIMSIZ ADAY İLE SEÇİME GİRİYOR...ŞU BİR GERÇEK Kİ KÜRT SİYASETİ EN GÜÇLÜ DÖNEMİNİ YAŞIYOR....BU NEDENLE GEÇEN SEÇİMLERDE KAZANILAN MİLLETVEKİLLİĞİNİN ÜSTÜNE ÇIKILMASI KAÇINILMAZDIR...YAPILAN KAMUOYU ARAŞTIRMASINDA 28-32 ARASI BİR RAKAM SÖYLENİYOR TÜRK ARAŞTIRMACI ŞİRKETLER TARAFINDAN...BİZ ARKADAŞLARLA YAPTIĞIMIZ DEĞERLENDİRMEYE GÖRE İSE EN KÖTÜ İHTİMALLE 35 VE ÜZERİ ÇIKYOR...BİZİM GÖNLÜMÜZDEN GEÇEN BUDUR BELKİ AMA GELİNEN NOKTADA BU HEDEFİN YAKALANMASI GAYET MÜMKÜN BİR DURUM BENCE...HER BAĞIMSIZ ADAYA KENDİ BÖLGELERİNDE ÇOK BÜYÜK İŞLER DÜŞÜYOR...BİZİM DE GENÇLER OLARAK BU ÇALIŞMALAR İÇERİSİDE EN AKTİF ŞEKİLDE YER ALMAMIZ GEREKİYOR...HİÇBİR ŞEY YAPAMIYORSAK BİLE OKUMA YAZMA BİLMEYEN BÜYÜKLERİMİZE OY PUSULASINDA ADAYLARIMIZIN  OLDUĞU YERİ ÖĞRETEBİLİRİZ Kİ BU DA ÇOK ÖNEMLİDİR...MECLİSE NE KADAR MİLLETVEKİLİ GÖNDEREBİLİRSEK  EMİN OLUN "BARIŞ"IN  SESİNİN O KADAR GÜR ÇIKMASINI SAĞLARIZ...ONURLU BİR YAŞAM İÇİN,BARIŞ İÇİN,ÖLÜMLERİ DURDURMAK İÇİN,DEMOKRASİ,EMEK VE ÖZGÜRLÜKLER İÇİN BAĞIMSIZ ADAYLARIMIZA DESTEK OLALIM...SERKEFTIN

 

diyar

Tags: Untagged
0 votes

BDP SEÇİM LİSTESİ

Posted by mario
mario
Ya hemu.. ya jî na..
User is currently offline
on Pazartesi, 11 Nisan 2011
in Blog

DİYARBAKIR: Leyla Zana, Hatip Dicle, Nursel Aydoğan, Emine Ayna, Altan Tan, Şerafettin Elçi.

HAKKARİ: Esat Canan, Selahattin Demirtaş, Adil Zozani.

BATMAN: Bengi Yıldız, Ayla Akat.

VAN: Nazmi Gür, Kemal Aktaş, Aysel Tuğluk.

MERSİN: Ertuğrul Kürkçü.

MARDİN: Ahmet Türk, Gülseren Yıldırım, Erol Dora.

ADANA: Murat Bozlak.

SİİRT: Gültan Kışanak.

İSTANBUL: Mustafa Avcı, Sabahat Tuncel, Sırrı Süreyya Önder, Levent Tüzel.

BİNGÖL: İdris Balukan.

TUNCELİ: Ferhat Tunç.

MUŞ: Sırrı Sakık, Demir Çelik.

ŞANLIURFA: İbrahim Binici, İbrahim Ayhan

GAZİANTEP: Akın Birdal.

KARS: Mülkiye Birtane.

ARDAHAN: Yüksel Avşar.

ADIYAMAN: Veli Büyükşahin.

ŞIRNAK: Hasip Kaplan, Selma Irmak, F

esal Sarıyıldız.

Tags: Untagged
0 votes

BDP nin Yanlışları

Posted by Ayşe Keskin
Ayşe Keskin
Selam hevale min
User is currently offline
on Salı, 05 Nisan 2011
in Blog

Geçen hafta Nusaybine misafirliğe gitmiştim.  Üç hafta kaldım orda. Nusaybin gayet hoş ve insanları medeni, kültürlü bir ilçe. Doğu ilçelerine göre çok daha güzel ve rahat bir yer.  Fakat BDP nin hemen hemen her gün insanları dükkanları kapatmaya zorlaması ve çocukları sokağa dökmeye teşvik etmesi malesef ilçenin huzurunu bozuyor. Ben 2 hafta kaldımm orda ve neredeyse bıktım polislerin biber gazı sıkmalarından. Bir türlü istedğimiz gibi rahat gezemedik.

Aklına esen çocuk birkaç arkadaşını yanına alıp ve başına bir tülbent sarıp sokağa koşuyor. Ve halk ta bundan çok huzursuz ve halkın

Tags: Untagged
0 votes

YGS Soruları Şifrelenip Kopyacılara Verilmiş

Posted by mario
mario
Ya hemu.. ya jî na..
User is currently offline
on Cuma, 01 Nisan 2011
in Blog

Artık sınav merkezlerinin her sınavı skandal olmaya başladı. Mart 2011 de yapılan YGS sınavında sorular şifrelenip dağıtılmış. Nasıl mı? Abbas Güçlü'nün haberini veriyorum.

"Cevapları rakamsal olan sorularda bu şifreleme sisteminin hatasıza yakın uygulandığını gördüm. Sisteme göre cevap şıklarındaki rakamlar küçükten büyüğe göre sıralanıyor. Eğer çakışan varsa doğru cevap çakışan rakamın bulunduğu şık oluyor. Hiçbir rakam çakışmazsa doğru yanıt 'E' şıkkı olarak çıkıyor. Birden fazla çakışan varsa da cevap en küçük rakamın bulunduğu şık oluyor. Matematik testindeki 40 sorudan bu sistem uygulayarak 37 sorunun doğru cevabına ulaşılabiliyor. Ayrıca yanıtları rakamsal olarak verilen Sosyal Bilimler, Türkçe ve Fen sorularında da aynı formülü uygulayarak en az 50 soruyu daha rahatlıkla çözebilirsiniz.”

 

Ayla Varan, ayrıca bazı Türkçe sorularında da alfabetik şifreleme olduğunu tespit ettiklerini öne sürerek, "Öğretmen arkadaşlarımız sorular üzerinde çalışmaya devam ediyor” diye konuştu.

 

Artvin Sınav Dershanesi kurucularından Fahri Akyüz ise, bir velinin başvurusu üzerine sorularda yaptıkları incelemede şifreleme formülünü tespit ettiklerini öne sürdü. Akyüz, “Öğrencilerimizi bir yıl boyunca bu tür sınavlara hazırlıyoruz. Daha önce yaşanan onca olaydan sonra tedbirlerin alındığını görüyorduk. Ancak böylesi bir şifreleme ve formüle etme durumunun olacağını düşünmüyorduk. Öğrencilerin emekleri hiçe sayılmıştır. Tabi ki ÖSYM yetkililerinin konuya yanıt vermeleri ve açıklama getirmeleri gerekiyor” diye konuştu.

 

Şifreleme nasıl çözülüyor?

 

MATEMATİK testinde ağırlıklı olarak uygulanabilecek şifreleme yöntemini çözmek çok basit. 40 soruluk matematik testi bu yöntem sayesinde yaklaşık 10 dakikada çözülebiliyor. Şıklardaki rakamsal değerler o şıkkın altına küçükten büyüğe doğru yazılıyor. Eğer bir şıkta rakamlar çakışıyorsa doğru cevap o şık oluyor. Eğer hiçbir şıkta çakışma olmazsa genellikle E şıkkı doğru cevap olarak çıkıyor. Eğer birden fazla şıkta çakışma oluyorsa doğru yanıt rakamsal olarak küçük değerin bulunduğu şık oluyor.

 

ÖRNEK SORULAR

 

 

Matematik Testi 4’üncü soru:

 

 

2011-2010+2009-2008+...+3-2+1 işleminin sonucu kaçtır

 

A) 1004 B)1008 C) 1000 D) 1006 E) 1002

 

Formüle göre rakamları küçükten büyüğe göre şıkların altına yeniden sıralıyoruz. Yeni sıralama:

 

A) 1000 B) 1002 C) 1004 D) 1006 E) 1008 şeklinde oluyor.

 

 

D şıkkında 1006 rakamı çakıştığı için doğru yanıt D şıkkı olarak işaretleniyor. Cevap anahtarında da 4’üncü sorunun yanıtı D şıkkı olarak veriliyor.

 

Matematik Testi 13’üncü soru:

Üç basamaklı bir doğal sayının sağına 3 yazılarak dört basamaklı A sayısı, aynı sayının soluna 2 yazılarak dört basamaklı B sayısı elde edilmiştir. A+B=9967 olduğuna göre üç basamaklı sayının rakamlarının toplamı kaçtır?

 

 

A) 12 B) 9 C) 15 D) 13 E) 11

 

A) 9 B) 11 C) 12 D) 13 E) 15

 

 

Rakamları bu şekilde küçükten büyüğe göre şıkların altına yeniden yerleştiriyoruz. Bu soruda da D şıkkında 13 rakamı çakışıyor. Doğru yanıt cevap anahtarında da D şıkkı olarak veriliyor.

 

Matematik Testi 22’inci Soru:

 

Bir işi 5 kadın işçi 20 günde, 5 erkek işçi ise 30 günde bitiriyor. Buna göre, 2 kadın ve 2 erkek işçi aynı işi birlikte kaç günde bitirir?

 

 

A) 50 B) 30 C) 45 D) 40 E) 20

 

A) 20 B) 30 C) 40 D) 45 E) 50

 

 

şeklinde sıralanınca doğru yanıt B şıkkında çakışan 30’dur. Cevap anahtarında da doğru yanıt B şıkkı olarak veriliyor.

 

Tags: Untagged
0 votes

***** **** *** *** ****

Posted by RENAS PİRO
RENAS PİRO
her tuzğa ramen ben ayaktayim ölmedim ve ölmediğim gibi de kafa'yi da yemedim ok
User is currently offline
on Pazartesi, 21 Mart 2011
in Blog

mutlak monarşi ortaya çıkan ulusal devlette egemen yönetim biçimi 16 ve 17 yüzyıllarda mutlak monarşi dir başta bir kral vardır tanrının yeryüzündeki temsilcisidir o ülkenin bütün büyük ve önemli sorunları hakkında son bir çözümlemede o karar verir krallın 
otoritesinin örf ve adetlerin dışında ancak manevi ve ahlaki kurallar sınırlar ekonomik politika sanat dine ve kscsı her şey hüküm ederdi sonra baktığımızda 1789 ihtilalalınden hemen sonra yani 18 yy da filozflar akıl adına örflere dayanan mutlak monarşiyi sert bir eleştiriye tabi tutmuşlardır.  *** ********* *** ***** **** ******* *****

Tags: Untagged
0 votes

pışo meheme

Posted by mazlum doğan
mazlum doğan
mazlum doğan has not set their biography yet
User is currently offline
on Pazar, 20 Mart 2011
in Blog

1940'lı yıllarda Diyarbakır'da doğmuştu. Kürt'tü, Kürtçe'yi de çok iyi bilirdi. 1.60 boylarındaydı. Gençliğinde çok yakışıklıydı. Her zaman bıyık uzatırdı. Pantolon, yelek ve ceket giyerdi. Yaşlı olduğu dönemlerde biraz zayıflamış, hafiften kamburlaşmış, saçları önden hafif seyrelmişti. Ceketini omuzuna atar ya da elinde taşırdı. Ceketini elinde taşıması, kavgaya girdiğinde, ceketini sol eline sarıp hasmının bıçak darbelerini savuştumak içindi. Başına kasket takardı. Tesbih kullanırdı. Devamlı şarap içer ve genelde sarhoş dolaşırdı. Ayık olduğuna pek şahit olan yoktu. Çok cesur biriydi. Kimseden korkmazdı. Saldırgan değildi ama kendisine sataşana hiç tereddüt etmeden saldırırdı. Usta bir hırsızdı. Geçimini de yankesicilik yani cepçilik yaparak sağlardı. Genelde Batman, Kurtalan, Bismil vb. yerlere giden trenlere binip cepçilik yapardı. Ama Diyarbakır'da cepçilik yapmaktan kaçınırdı. En büyük özelliği çok iyi bıçak kullanmasıydı. Bıçağı onun gibi ustaca kullanan biri daha yoktu memlekette. Kendini savunmak ya da mecbur kaldığında adam yaralamak için kullanırdı bıçağı. Asla bıçaksız dolaşmazdı. Bıçağı kendisiyle özdeşleşmişti adeta. Savurduğu bıçak asla boşa gitmezdi. İsmi bıçağı kullanmaktaki becerisiyle anılırdı. Bıçağı parmaklarıyla ayarlar, karşısındaki kişide istediği şekilde yara açardı. Adama vurdu muydu muhakkak yaralardı ama asla öldürmezdi. Kızdığında söylediği en meşhur laf "bi piçağ ataram ha" ya da "attım mı mıhlaram ha" idi. Polisler bir gün Dağkapı'nın orda bulunan Yenişehir Sineması'nı basar, Pışo Meheme tedbir olsun diye üzerindeki bıçağı çıkarıp tavana fırlatır. Bıçak gider muntazam bir şekilde saplanır tavana. Söylenenlere göre o bıçak sinema yıkılana kadar hep orda kaldı. 
Ailesi Diyarbakır Suriçi'nde bulunan Erbedaş semtinde otururdu. Daha gençken ailesinden ayrı düştü ve hayatını gayri meşru yollarla sürdürmeye çalıştı. Bazen Balıkçılarbaşı'nın ordaki Muş ve Bingöl Oteli'nde kalırdı. Parası olmadığı zamanlarda da Yıldız Parkı ve daha sonra da eski tekel fabrikasının yanında, Doğum Hastanesi'nin karşısında bulunan sur altında oturur, şarabını içer ve oracıkta da uyurdu. Genelliklle Dağkapı'nın orda bulunan Hemo Ziko'nun kahvesine takılırdı. Kışın hava aşırı soğuksa ve hiç parası yoksa karakola gider, komisere, "komiser beg, beni içer al babam, bögün otelden geri kalmişam" derdi. Amacı o zemheri soğukta nezarette yatmaktı. 
Günün birinde Berber Yaşo'yla Bağlar'da kavga ederler. Berber Yaşo da kendisi gibi çok cesur biriydi. Pışo Meheme yere genişçe bir daire çizer ve Berber Yaşo'ya "ikimiz bu dairenin içine gireceğiz ve çizginin dışına çıkmadan kavga edeceğiz" der. Dairenin içine girerler. Berber Yaşo bıçağını bir iki sallar ama darbeleri boşa gider. Pışo Meheme ona öyle bir darbe vurur ki, göbeğinden boğazına kadar santimi santimine derin bir çizgi çizer ve sonra da "bak istesem seni parça parça ederdim" der. Doktorlar Berber Yaşo'ya tam yetmiş iki dikiş atar. Yazın arada bir Dağkapı'da bulunan Atatürk heykelinin yanında geceyi geçirirdi. Bir gece yine gelir heykelin yanına, yastık niyetine çıkarıp yere bıraktığı ayakkabılarının üstüne başını koyarak uyur. Sabah uyanınca bir de bakar ki ayakkabıları yok. Şöyle sitem dolu bakışlarla Atatürk'ün heykeline bakıp, "îyêêêh! Mıstafa, bi de diyisen ben cumhuriyeti kurmişam, edemedin bi çut ayakkabıma sehip çıkasan! Sahan güvenerek burda yattık" der. Pışo Meheme ayakkabılarını çalanın Casus Ezo olduğunu çok iyi bilir. Kalkar Casus Ezo'yla arkadaşlarının oturduğu kahveye gider, Ezo'ya "ayakkabılarımı sen çalmışsın" der. Casus Ezo, "nerden biliyorsun?" der. Pışo Meheme ani bir hareketle bıçağını çıkarıp fırlatır ona. Ezo, Pışo Meheme'yi çok iyi tanıdığı için ondan daha çevik dacranıp masayı siper eder kendine. Pışo Meheme'nin fırlattığı bıçak gider masanın tam ortasına saplanır. Casus Ezo masayı kendine siper etmese bıçak göğsünün ortasına saplanacaktı. Pışo Meheme Casus Ezo'ya, "ayakkabılarımı sen çalmışsın. Geri getirmezsen seni öldürürüm" der. Aslında Casus Ezo'yla arkadaşları gece şaka olsun diye Pışo Meheme'nin ayakkabılarını çalıp bir yerde saklamışlar. Casus Ezo ayakkabıları geri vermezse başına ne geleceğini bildiği için arkadaşlarına "Allah için gidip ayakkabılarını getirin" der. Arkadaşları gidip Pışo Meheme'nin ayakkabılarını getirip geri verir ve böylelikle Casus Ezo Pışo belasından kurtulur. 
Pışo Meheme bir gün yine gidip Dağkapı'daki Atatürk heykelinin oraya gider. Canı sıkılır, kalkar heykelin üzerine çıkar, sonra şöyle iki-üç defa "tif tif" (tu tu) edip bir iki de tokat atar. O zamanlar inzibatlar heykelin bulunduğu yerde nöbet tutardı. Pışo Meheme'yi görünce gelip, "orda ne yapıyorsun sen?" diye sorarlar. Pışo Meheme, "kuşlar paşamın üzerine sıçmış, kafasını yüzünü temizleyeyim diye çıktım buraya" der. 
Yağmurun habire yağdığı, havanın çok soğuk olduğu, her tarafın çamur deryası olduğu bir gün Pışo Meheme Melikahmet'te Sin Camii'nin ordaki bir kahveye sığınmak ister. Ama daha adımını içeri atmadan kahveci bırakmaz girsin. Pışo Meheme bu duruma çok içerler. Hemen karşıdaki köşede cebinden çıkardığı şarabını içer, boş şişeyi duvara savurur, ardından ceketini bileğine sardıktan sonra çok ani bir hareketle kenidisini içeri almayan kahveciye fırlatır bıçağını. Bıçak gider kahvecinin boğazına saplanır. Orda bulunan hiç kimse Pışo Meheme'nin bıçağı nasıl çıkarıp fırlattığını farketmez bile. Kahveci ölmez ama iyileşmek için uzun bir süre yatmak zorunda kalır.
Bir gün temiz giyimli fötr şapkalı birini gözüne kestirip parasını çarpmak için peşine düşer. Bir türlü eline fırsat geçmez ki adamı çarpsın. Adamın İstanbul'a gitmesi gerek, o yüzden gara uğrayıp bir bilet alır. Hayatında bilet almayan Pışo Meheme de gidip bir bilet alır. İstanbul'a kadar giderler. Adam da ayık biriymiş, Pışo Meheme'nin kendisini çarpacağını anlamış olmalı herhalde. Pışo Meheme bakmış bir türlü adamı çarpamıyor, sonında dayanamayıp "begim, valla Diyarbakır'dan buraya kadar peşinden geldik ama bir şey yapamadık, ê bari bi bilet parası da mı yok sende?" der adama. Adam da "tamam, boş gelmişsin boş gitme bari" dedikten sonra çıkarıp Pışo'ya bilet parası verir. 
Pışo Meheme bir gün istasyona gider, orda saf bir köylüyle karşılaşır. Köylü karşıdaki treni gösterip "bu tren kimindir? diye sorar. Pışo Meheme "o gördüğün tren benimdir" diye cevap verir. Köylü "trenini bana satar mısın?" diye sorar. Pışo Meheme "olur, satayım sana" der. Köylü "kaça satıyorsun?" der. Pışo Meheme "ne kadar paran var?" diye sorar. Köylü "şu kadar param var" der. Pışo Meheme "o parayı bana kaparo olarak ver, geri kalanı sonra verirsin" der. Köylü cebindeki paranın hepsini çıkarıp Pışo Meheme'ye verir. Pışo Meheme parayı aldıktan sonra ortadan yok olur. Köylü trenin yanına gidip şefe "haydi sür!" der. Şef "ne yapacaksın? diye sorar. Köylü "para verip aldım, bu trenin sahibi benim artık" der. Şef "sen kimden aldın bu treni oğlum?" diye sorar. Köylü Pışo Meheme'yi tarif edip "ona kaparoyu verip aldım" der. Şef saf köylüye şöyle bir bakıp "ulan oğlum bu tren devlet malıdır. Nasıl para verip alırsın?" dedikten sonra arkadaşlarıyla birlikte tekme tokat dövüp kovarlar.
Pışo Meheme 1995 yılında Diyarbakır'ın Bağlar semtinde özel bir taksinin çarpması sonucu hayatını kaybeder. Kaza sırasında yine çok sarhoşmuş.

Tags: Untagged
0 votes

BİR KATLİAM..."HALEPÇE"

Posted by diyar atilla
diyar atilla
diyar atilla has not set their biography yet
User is currently offline
on Çarşamba, 16 Mart 2011
in Blog

Kara bir bulut kaynıyor dağların dorugunda
Yitirdim kendi kendimi çocukların çığlığında
Anam yeni taramıştı saçlarını bebeklerin
öpücükleri kurumamıştı yanaklarında
nazar boncuğu ile oynuyorlardı yakalarında
ggülüştüler,öpüştüler birbirleri ile
oyy delal gözlerin karlı dağdır
kederli bakıyorum bugün dünyaya
uzun gurbet yolculuğunda görüyorum
üzerimdeki bakışları
vedalaşmak geliyor tanısam tanımasam insanları
ısırmak geliyor içimdeki hasreti
hücresinde aç bir mahpus gibi
kovalarken ekmeğin kokusunu
korkulu bir duygunun
prangalı esiriyim halepçe meydanında
yargılanıyorum
sokakların derin sessizliğinde
dağların heybetli duruşunda
yediklerde ıslık çalan mermi sesleriydi bir zamanlar
hıçkırık tutan tüfeğimin çifte namlusuydu
beynimde öten
mazlum insanların mazlum bakışları
arasında yargılanıyorum
yargılanıyorum yargıçsız mahkemesiz
yangın içindedir yüreğim
yangın içinde
bir ateş kütlesi patladı yanı başımda
kızgın bir demir parçası
yapıştı anlımın orta yerine
genç kızlar taze gelinler
düştüler acı bir çığlık içinde
ateşle kan,kanla barut kokusu karıştı birbirine
bağuyordu duman avcunda yakaladı beni
at kişnemeleri yıkıyordu ortalığı
yakıyor alev alev azgın bir canavar gibi
yaktığını kavuruyor,kavurdugunu savuruyor
atom sesleri arasında
çıldırıyorum
çıldırıyorum insan çığlığından kan kokusundan
yanıyor halepçe meydanı yanıyor
paramparça elleri,kolları,kafataslari
serpilmiş bebelerin beyinleri sokak ortalarına
kül olmuş bedenleri annelerinin avuçlarında
nerede bu cihanın melekleri
nerede yavrum nerede yavrumun gözbebekleri
söyleyin bana
kimin fermanıdır bize halepçede işlenen
buz tutmuş şarkıları mayın tarlalarında
oturdum dağların eteklerine
seyrettim beşbin kişinin mezarını pus içinde gülom
ağladım güneşin huzurunda
güneş ise zaten aglıyordu huzurumda

Tags: Untagged
0 votes